Cahit Sıtkı Tarancı Kimdir

Cahit Sıtkı Tarancı Kimdir Kısaca

Cahit Sıtkı Tarancı Hayatı

1 Ocak 1910’da Diyarbakır’da doğdu. Mülkiye Mektebi’nde başladığı yüksek öğrenimini, Paris’te Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde tamamlamak istediyse de, İkinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesi üzerine, yurda dönmek zorunda kaldı. Çevirmen olarak çalıştı.
Sanat için sanat ilkesine bağlı kaldı. Ona göre şiir, kelimelerle güzel şekiller kurma sanatıdır.[kaynak belirtilmeli] Vezin ve kafiyeden kopmamış; ama ölçülü veya serbest, her türlü şiirin güzel olabileceği inancını taşımıştır. Açık ve sade bir üslubu vardır. Çoğu gerçeğe bağlı olan mecazları, derin, karışık ve şaşırtıcı değildir. Uzak çağrışımlara ve hayal oyunlarına pek itibar etmemiştir. Zaman zaman bazı imaj ve sembollere başvurmuştur.
Şiirlerinde en çok yaşama sevinci ve ölüm temalarına yer vermiş, nedense hep ölümün üstüne gitmiştir. Ayrıca yitik aşklar, mutlu sevdalar, yalnızlık, yaşadığı bohem hayatın buruklukları, çocukluk özlemi de şiirlerine konu olmuştur.
Çeşitli gazetelerde tefrika edilen hikâyeleri 1976 yılında yayımlandı. Ayrıca mektupları da Ziya’ya Mektuplar (1957) başlığı altında kitaplaştırıldı.
Ağır bir hastalığa yakalandı. Tedavisi için gönderildiği Viyana’da öldü. Ankara’da toprağa verildi.

alıntı


Facebook “masamın üstüne, koltuğun üstüne” iletilerinin anlamı nedir?

arkadaşlar sabah facebook açtım kız arkadaşlarımın status lerinde “masamın üstüne, koltuğun üzerine, sandalyenin üstüne” vb. iletiler vardı bunun anlamı nedir? Soruyorum cvp alamıyorum lütfen söylermisiniz bu facebook status çılgınlığı nedir?

Sevgi üstüne

SEVGİ ÜSTÜNE

Bütün kitapları yakmalı
Sevda üstüne ne söylemişlerse yalandır
Kitaplara göre insan
Karanlıkta yüzüne bin mumluk lâmba tutulmuş
Gözleri, yüreği kamaşmış insandır
Aptaldır, hastadır, kahramandır
Bütün kitapları yakmalı
Sevda üstüne ne söylemişlerse yalandır.
İçinde bir tek suret yaşayan yüreğe yürek mi derler
Bir tek yaprak veren dalın boynun burarlar
Bir tek meyve veren dalı keserler
İnsan dediğin bir buğday tarlası gibi olmalı
Esti mi rüzgâr bir değil milyonlar için esmeli
Bir tek meyve veren dalı kesmeli
İnsan dediğin derya misali
Üstünde milyonlarca dalga
İçinde kıyametler kopmalı
İnsan dediğin derya misali
Uçsuz bucaksız olmalı.

Gel çıkalım sevgilim gel
Gel kurtaralım birler hanesinden
Çekelim gidelim bir uçtan uca
Açalım yüreğimizin kapılarını sonuna kadar
Sevelim sevelim sevelim
Sevebileceğimiz kadar

BEDRİ RAHMİ EYÜBOĞLU

Gül Kokuyorsun !!!

gül kokuyorsun bir de
amansız, acımasız kokuyorsun
gittikçe daha keskin kokuyorsun, daha yoğun
dayanılmaz birşey oluyorsun, biliyorsun
hırçın hırçın, pembe pembe
öfkeli öfkeli gül
gül kokuyorsun nefes nefese.

gül kokuyorsun, amansız kokuyorsun
ve acı ve yiğit ve nasıl gerekiyorsa öyle
sen koktukça düşümde görüyorum onu
düşümde, yani her yerde
yüzü sararmış, titriyor dudakları
şakakları ter içinde
tam alnının altında masmavi iki ateş
iki su
iki deniz bazan
bazan iki damla yaz yağmuru
mermerini emerek dağlarının
şiirler söylüyor gene
ölümünden bu yana yazdığı şiirler
kızaraktan birtakım şiirlere
büyük sular büyük gemileri sever çünkü
ve odur ki büyüklük
şiir insanın içinden dopdolu bir hayat gibi geçerse
o zaman ölünce de şiirler yazar insan
ölünce de yazdıklarını okutur elbet
ve senin böyle amansız gül koktuğun gibi
yaşamanın herbir yerinde.

gül kokuyorsun, amansız kokuyorsun
bu koku dünyayı tutacak nerdeyse
gül, gül! diye bağıracak çocuklar bütün
herkes, hep bir ağızdan: gül!
ve herşeyin üstüne bir gül işlenecek
saçların, alınların, göğüslerin üstüne
yüreklerin üstüne
bembeyaz kemiklerin
mezarsız ölülerin üstüne
kurumuş gözyaşlarının
titreyen kirpiklerin üstüne
kenetlenmiş çenelerin
ağarmış dudakların
unutulmuş çığlıkların üstüne
kederlerin, yasların, sevinçlerin
ve herşeyin üstüne bir gül işlenecek.

bir rüzgar, bir fırtına gibi esecek gül
yıllarca esecek belki
ve ansızın dünyamızı göreceğiz bir sabah
göreceğiz ki
biz dünyamızı gerçekten görmemişiz daha
geceyi, gündüzü, yıldızları
görmemişiz hiç
tanışmaya komamışlar bizi güzelim dünyamızla.

öyleyse dostlar bırakın bu yalnızlıkları
bu umutsuzlukları bırakın kardeşler
göreceksiniz nasıl
güller güller güller dolusu
nasıl gül kokacağız birlikte
amansız, acımasız kokacağız
dayanılmaz kokacağız nefes nefese.

Edip Cansever

Üşüyorum

Izdırabımın sırrı
Kördüğüm bilmecede
Hatıralar tutuşur
Alevden bir gecede
Üşüyorum

Kan sızar yüreğimden
Halimi bilmez fertler
Kambur üstüne kambur
Sırtımda yüklü dertler
Taşıyorum

Zayıf tutsak bedenim
Kurtulurken tuzaktan
İşte ölüm meleğim
El ediyor uzaktan
Koşuyorum

Alıntı

Cenap Şahabettin Bitmemiş Bir Gül

Bitmemiş bir gül şiiri
Cenap Şahabettin bitmemiş bir gül şiiri
Bitmemiş bir gül Cenap Şahabettin

Bitmemiş bir gül
Bir gonce râz-ı aşkı sarar penbe bir güle
Bir gül bugün nişanlanacak andelîb ile

Güller açınca kendini her kalb-i derbeder
Güller açınca arş-ı hayâlâtı devreder

Cûlar güler uzakta, çemenlerde bâd-ı saf
Eyler harem-serâyım eş kuşların tavaf

Güllerle rû-be-rû açılır taze sineler,
Her sine kendi üstüne güllerle iğneler.

Nazım Hikmet Ran Şiirleri

Nazım Hikmet Ran Şiirleri
Nazım Hikmet Ran Şiirleri isimleri


Açlık Ordusu Yürüyor

Asya – Afrika Yazarlarına

Ben Senden Önce Ölmek İsterim

Bence Sen De Şimdi Herkes Gibisin

Benerci Kendini Neden Öldürdü ?

Berkley

Beş Satırla

Beyazıt Meydanı’ndaki Ölü

Bir Acayip Duygu

Bir Ayrılış Hikayesi

Bir Cezaevinde, Tecritteki Adamın Mektupları

Bir Gemici Türküsü

Bir Hazin Hürriyet

Bir Küvet Hikâyesi

Bu Vatana Nasıl Kıydılar

Bulutlar Adam Öldürmesin

Büyük İnsanlık

Cevap Dört Numara

Ceviz Ağacı

Ceviz Ağacı İle Topal Yunus’un Hikâyesi

Çankırı Hapisanesinden Mektuplar

Çarlık Rusyasının Ölümü

Çocuklarımıza Nasihat

Dünyanın En Tuhaf Mahluku

Fakir Bir Şimal Kilisesinde Şeytan İle Rahibin Macerası

Fevkalade Memnunum Dünyaya Geldiğime

Gazete Fotoğrafları Üstüne

Gece Gelen Telgraf

Gelmiş Dünyanın Dört Bir Ucundan

Gerileyen Türkiye Yahut Adnan Menderes’e Öğütler

Giden

Giderayak

Gömlek, Pantolon, Kasket Ve Fötre Dair

Gövdemdeki Kurt

Gözlerin

Güneşi İçenlerin Türküsü

Güneşin Sofrasında Söylenen Türkü

Güz

Haber

Hasret

Hasret

Herkes Gibi

Hiciv Vadisinde Bir Tecrübei Kalemiye

Hiçbir Ağaç Böyle Harikulade Bir Yemiş Vermemiştir

Hoş Geldin

Hürriyet Kavgası

İsimsiz Şiirler

İstanbul’da, Tevkifane Avlusunda

İyimser Adam

İyimserlik

Japon Balıkçısı

Kadınlarımızın Yüzleri

Kalbim

Karlı Kayın Ormanında

Kemal Tahir’e Mektup

Kerem Gibi

Kırkıncı Yılımız

Kışlık Saray

Kıyamet Sureleri

Kız Çocuğu

Kore’de Ölen Bir Yedek Subayımızın Menderes’e Söyledikleri

Kuvâyi Milliye – Altıncı Bap

Kuvâyi Milliye – Başlangıç – Onlar

Kuvâyi Milliye – Beşinci Bap

Kuvâyi Milliye – Birinci Bap

Kuvâyi Milliye – Dördüncü Bap

Kuvâyi Milliye – İkinci Bap

Kuvâyi Milliye – Sekizinci Bap

Kuvâyi Milliye – Üçüncü Bap

Kuvâyi Milliye – Yedinci Bap

Lodos

Mavi Gözlü Dev, Minnacık Kadın Ve Hanımelleri

Memleketimden İnsan Manzaraları – İkinci Bölüm

Memleketimi Seviyorum

Merhaba Çocuklar

Mor Menekşe, Aç Dostlar Ve Altın Gözlü Çocuk

Mukaddes Karın

Münevver’in Doğum Günü

Nerden Gelip Nereye Gidiyoruz?

Nikbinlik

Niyazalant Sömürgesi

O Ve Aksakallılar

Onun Doğuşu Ve Demirhane Bacası

Orada Tanıdıklarım – I

Orada Tanıdıklarım – Iı

Orkestra

Otobiyografi

Ölçü

Ölüme Dair

Piraye İçin Yazılmış : Saat 21-22 Şiirleri

Portatif Karyola

Rubailer

Salkımsöğüt

Saman Sarısı

Sen

Ses

Sesler Geliyor…..

Sevgilim

Silâhsız İnsanlar

Simavne Kadısı Oğlu Şeyh Bedrettin Destanı

Şaban Oğlu Selim İle Kitabı

Şair

Şarkılarımız

Şehitler

Tahirle Zühre Meselesi

Teftiş

Türk Köylüsü

Türkiye İşçi Sınıfına Selâm

Üç Selvi

Vasiyet

Vatan Haini

Veda

Yaşamaya Dair

Yine İyimserlik Üstüne

Yine Memleketim Üstüne Söylenmiştir

Yine Ölüme Dair

Yirminci Asra Dair

Yolculuk

Yürümek

Zafere Dair

Hayat İle İlgili Şiirler

Çok Güzel Hayat İle İlgili Şiirler Kısa,

Hayat Üzerine Şiirler,

YalanDünya

Boşa üzülmüş ,boşa gülmüşüm
Hepsi hayalmiş,rüya görmüşüm
Boş yere sana değer vermişim
Yalan dünya;boşa aldattın beni

Aldandım sözüne,düştüm peşine
Malına ,mülküne,güzelliğine…
Uysaydım keşke hakkın sözüne
Yalan dünya; boşa aldattın beni

Ne ana kaldı,ne baba; nerede evlat?
Her şeyi aldın , ettin mi rahat?
Görmedim gerçeği bende kabahat
Yalan dünya; boşa aldattın beni

Verdiğin bu muydu, bu nasıl yatak?
Doldurdun gözümü taş ile toprak
İster ağla , ister gül halime bir bak
Yalan dünya; boşa aldattın beni

Bir Hayatın Anatomisi

Hayat dediğin oyun üç,bilemedin beş perde
Kural yoktur tınısı hep aynıdır her telde
Açılışı dünyaya gelmekle yaparsın
Sonra zamanı saati kendin göre kurarsın
Dünyaya gelerek başlattığın diriliş
Onbeşsene sonra olurmu sana bir serpiliş
Farkında değilsindir yaşıyorsundur en güzel günleri
Karşına çıkan ilk kızı sanarsınki bir huri
Heyelana kapılmış kaya misali geçer zaman
Birden yapaylnız kalırsın nedenini anlamadan
İşte ilk perde tam burda kapanır
Sınav denilen illetle ikinci perde aralanır
Hazırsan geçersin sınavı ilk seferde
Eğerki değilsen sayarsın olduğun yerde
Aşılmayacak engel yoktur atlatırın bunuda
Artık kendine güvenirsin sözlerin kalmaz havada
Sahneye bi çıkarsın karşında kocaman kitle
Kendince düşünürsün işte budur kapalı gişe
Tadını alamadan elvedda derin mutlu günlere
Çıkarsınsabah yeliyle uzun bir sefere
Şafak saymakla geçermi dörtyüzaltmış gün
Onbeş aydan daha yoksun kalır kısacık ömrün
Onbeş aydan sonra hiç bozmadan kafiyeyi
Kapatırsın uzun bir aradan sonra perdeyi
Herkes gibi kurmak istersin mutlu mesur bir yuva
Bu arada bir perde daha katılır kuyruğa
Artık benimde olsun dersin bir kaç çocuk
Derken anlarsınki kolay değilmiş yoksulluk
Dertler belini büksede bunlarıda atlatırsın
Hepsini bir bir katlayıp cebinde saklarsın
Bundan sonra kalmamıştır ben diye birisi
Sende anlarsın yalanmış aileden gerisi
Yıllar birbirii kovalarken dört nala
Yavrunda düşüverir uzun bir yola
Çok geçmeden alırsın kucağına bir iki torun
Onlar için herşeyi yaparsın dinlemezin hiçbir kanun
Artık birşey düşünmezsin dalmadan önce uykuya
Yüreğinde yer yoktur en ufak korkuya

Altmış beş senelik hapisten sonra hayat
Açıklar kararını artık;’hakkın beraat’
Yakan yapışır alaşağı eder ölüm ummadığın yerde
Tam burada anlarsın açılmıştır artık son perde
Önünden geçek üzeredir ayrılık treni
Bir telaş başlar duymadan son sireni
Şehadet getirerek çıkarsın dönüşü olmayan yola
Yoktur artık hiçbir durakta bir nefeslik mola
Ağır ağır uzaklaşırken kıpırdayamadan yerinden
El bile sallayamazsın buğulu pencerenden
Cenazende okunan senin içindir bu son beste
Kimse bulamaz artık seni herzamanki adreste.!

Sonsuza Kadar

Güz gülleri gibi ömür olmasa
Engelleri aşsak sonsuza kadar
Gök ekinler biçilerek solmasa
Baharlar yaşasak sonsuza kadar

Yürek yangınları acıtır teni
Ateş hâleleri henüz çok yeni
Derin acılara atmayın beni
Huzura kavuşsak sonsuza kadar

Gönül güzelliği olmalı her an
Yürek sesleriyle geçmeli zaman
Hoyrat bakışları istemem aman
Kemale ulaşsak sonsuza kadar

Gülistan içinde güller açmalı
Nefisten, şeytandan hemen kaçmalı
Hakikati bulup her dem uçmalı
Hikmeti konuşsak sonsuza kadar

Sureti cemali seyretmek güzel
Âşıklarla olmak arife özel
Bülbül gülü için şakıyor gazel
Cananla buluşsak sonsuza kadar.

Ömür Dediğin

Debelenip dursun akıl ‘niçin’de,
Bir varmış bir yokmuş ömür dediğin.
Gönül sanki zindan, zindan içinde,
Bağrımdaki okmuş ömür dediğin.

Gel seyre dal bir ırmağın başında,
Çölün ortasında, dağın başında,
Bir gurbet ki gözlerinin yaşında,
Ne yaman firakmış ömür dediğin.

Adım adım menziline yürüyen,
Gece-gündüz damla, damla eriyen,
Bahtımın yeline düşüp titreyen,
Bir sarı yaprakmış ömür dediğin.

‘La rahate’..bitmez dertler, çileler..
Şeytanda tuzaklar, ‘ben’de hileler,
Yüzümde gül olup açsın haleler,
Ahiri toprakmış ömür dediğin…

Hayat Devam Ediyor

Hayat yaşamaksa bir lokma nasılsa gelir.
Bir bak doğaya.
Kelebek bile doyuyorsa eğer.
Ezdim diye sevinme üzül bence.
Ezildiğinde bile yemdir birilerine.
Bilen bilir bilmeyen inler dercesine.
Hayat devam ediyor.

Ne çağlayanlar dayanamadı kurudu.
Bir bak doğaya.
Karıncalar bile doyuyorsa eğer.
Basıp ezdiğine üzülme sevin bence.
Ölüsünü bile diğerleri ambara taşır.
Yaşam biri için biterken.
Öteki için yeniden başlamaktadır.
Hayat devam ediyor.

Hani Harun’dan kalan mallar.
Karşındakinde büyük mal var.
Bitirmen mümkün değil.
Yüklen ezdim diye sevin..
Ye yiyebildiğin kadar.
Öyle bir yürek ki bitiremezsin.
Kendini geleceğine bırakmış zaten.
Hayat devam ediyor.

Neler çaldın dünyada görebildin mi?
Çantana bakma bulamazsın.
Aldıklarını sende bırakacaksın.
Bırakmasan bile alacaklar elinden.
Ağlama o zaman.
Bir bak doğaya hepsi geçiciydi de.
İşte o zaman iş işten geçmiştir.
Hayat devam ediyor.

Bütün kalbimle her şeyi vereceğim.
Dönülmez yolda bende yalnız gideceğim.
Hissetmekse acıyı sende bileceksin.
Doğduğumda yalnızdım ya.
Ben o yalnızlığıma geri döndüm.
Yürü artık sen git gidebiliyorsan.
O anılarla maddiyatınla mutlu ol yeter.
Geriye bir söz kalır.
Hayat devam ediyor.

Hayat Yolu

Zaman çizgisinde kaybolan yollar,
Yürümen içindir durmadan yürü.
Sağından solundan uzanan eller,
Üstüne kirini sürmeden yürü.

Dört yana dizilmiş kahpeler mertler,
Karşında sıralı çileler dertler.
Arkandan kuyuyu kazar namertler,
Sırrını düşmana vermeden yürü.

Hayal mi gerçek mi düşün bir kere.
Nefsine hükmeden düşer mi yere?
Yüreğin mahkûmsa bitmez kedere,
Mutluluk düşleri kurmadan yürü.

Sevdanı nadasa bırak yaşasın,
Hasreti bitirmez arttırır yasın.
Deryada fırtına ortasındasın,
Dümeni meçhule kırmadan yürü.

Haritan çizildi doğmadan önce,
Düzenin kuruldu inceden ince.
Çıkmayan sokağa gafil girince,
Kadere hesabı sormadan yürü.

Durağı bulunmaz ömür yolunun,
Zannetme hayatı bitti ölünün.
Üstüne eğilen rahmet dalının,
Köküne baltayla vurmadan yürü.

Sevdanın çamurlu bataklığında,
Ürkek bir ceylanın ataklığında,
Masum meleklerin yüz aklığında,
Ruhuna kirleri sarmadan yürü.

Hakkın huzurunda çıktın sefere.
Geçici mekânın adı yerküre.
Er geç döneceksin geldiğin yere,
Günah kuyusuna girmeden yürü.

Kimseye olmadan ne borç ne diyet,
Onurlu yaşamak ömre meziyet.
Yunus’un yolundan gitmekse niyet,
Kötülük sırrına ermeden yürü.

Anneler Günü İçin Şiirler

Anneler Günü Şiirleri,

En Güzel Anneler Günü İçin Şiirler,


Anneme Mektup

Ben bu gurbete ile düştüm düşeli,
Her gün biraz daha süzülmekteyim.
Her gece, içinde mermer döşeli,
Bir soğuk yatakta büzülmekteyim.
Böylece bir lâhza kaldığım zaman,
Geceyi koynuma aldığım zaman,
Gözlerim kapanıp daldığım zaman,
Yeniden yollara düzülmekteyim.
Son günüm yaklaştı görünesiye,
Kalmadı bir adım yol ileriye;
Yüzünü görmeden ölürsem diye,
Üzülmekteyim ben, üzülmekteyim.

Necip Fazıl Kısakürek


Benim Annem

Ana:su,hava,topraktır yeryüzünde
Ana:yıldız, ay,güneştir gökyüzünde
Ana:bulut, yağmur, dalgadır denizde
Doğa kokan bir çiçektir benim annem

Yüzünde hayatın yaşam çizgileri var
Ellerinde çekilen çilelerin nasırları var
Bedeninde geçen ömrün günlüğü var
Söylenen bir destandır benim annem

Doymadan doyuran yanların da var
Uyumadan da uyandıranların da var
Koruyan kolalayan kanatların da var
Bir huridir bir melektir benim annem

Acılara,yoksulluğa hep göğüs gerdin
Yemedin,giymedin,yinede üzülmedin
Tok tuttun; haram lokma yedirmedin
Kaşıktır,aştır,nimettir benim annem

Mevsimler gelip geçti saçında karlar
Gezsem dünyayı arasam diyar diyar
Bulsam da bulamam ki anam gibi yar
Duygudur,sevgi,aşktır benim annem

Sultanım diyiyor of bile deme anana
Ne yapsam ödenmez ki hakkın sana
Ana hakkını helal edecek misin bana
Cennet bahçesindendir benim annem

Emrah SARIKAYA

Üşüyorum Anne

Üşüyorum bu soğuk kış gecelerinde
Garip bir duygu var yorgun bedenimde
Bir ölüm korkusu var yüreğimde
Üşüyorum Anne can yok gözlerimde

Anne ellerim soğuk vücudum titrek
Belkide bu acım hiç bitmeyecek
Kar tipi boran gözlerim ürkek
Üşüyorum Anne derman yok dizlerimde

Anne üşüyorum sıcak yurdumda
Bedenim donuyor Erzurum ayazında
Gözlerim süzülüyor Ayyıldızlı bayrakta
Üşüyorum Anne hal kalmadı yüreğimde

Kaldırın yerden soğuk bedenimi
Anlatın herkese Vatan Bayrak sevgimi
Sahipsiz koymayın güzel ülkemi
Üşüyorum Anne can kalmadı bedenimde

Arif Arifoğulları

Anneler Günü

Anneciğim bugün sen dur,
Ben bakayım sana n’olur..
Ne istersen pişireyim,
Evi silip devşireyim.

Ben doldurdum aklarını,
Ödeyemem haklarını.
Bugün senin günün anne,
Bak kendini yordun gene.

Canım kadar sevdiğim kim
Benim canım anneciğim.
Canım kadar sevdiğim kim?
Benim canım anneciğim.

Hüseyin KALABA


Anacığım

Nasıl hatırlamam anacığım nasıl
Kaç geceler bana ninni söylerdi
Hasta olunca oydu başucumda bekleyen
Biraz yorulmayayım, üzülmeyeyim, hemen
Alır kucağına okşardı, saçlarımı öperdi.

Nasıl hatırlamam anacığım nasıl
Uzun kış geceleri masal masaldı
Güzel çoban kızları, iyi kalpli sultanlar
Bir suyun akışı gibi geçip gitti zamanlar
Şimdi ne o dünkü çocuk, ne de o masal kaldı.

Nasıl hatırlamam anacığım nasıl
Yıkayan oydu mürekkep lekeli parmaklarımı
Akşam biraz geciksem yollara düşerdi
Sokağa çıkarken «Yavrucuğum üşütme» derdi.
Hemen bir kazak örerdi biraz boş kaldı mı.

Nasıl hatırlamam anacığım nasıl
Bilirim yine kalbinde yerim anacığım
Selam sana Anneler Günü İstanbul’dan
Yeni dönmüşçesine bir akşam okuldan
Vefalı ellerinden öperim anacığım.

Ümit Yaşar oğuzcan

Anam

iş uyku bırakıp beni emzirdin,
Ekmeği çiğneyip bana yedirdin
Üşümesin diye sıkı giydirdin,
Fedakarlıkların sembolü anam

Dünyada Ananın yeri başkaymış,
Gönüllerdeki Ana aşkıymış
Çekemeyenlerin hali başkaymış.
Kalp tahtım seninmiş Anam

Fesatlar ağzından lafmı aşırdın.
Elinden yavrunu nasıl kaçırdın
Gurur edipte içmi geçirdin,
El etsen uçardı kurbanın Anam

Doymadım dünyada Ana sevgine.
Sıktın elimi gidiyon diye
Dilin varmadımı geliver diye,
Dertlerde bıraktın beni Anam .

Dilim dolandı bağıramadım,
Gözlerim dolduda ağlayamadım
Geceler yok oldu uyuyamadım.
Ufaktan öksüzmüş Mustafan Anam .
Yemyeşil sandıkta salınır gider,
Mustafan gönülden feryad eder
İçersi yanar dışarsı güler,
Meleklerin temsili Anam

Mustafa Yazka

Anneler

Rahmet üstüne rahmet iner annelerin üstüne
Görülmemiştir annelerin evladına küstüğüne
Darılsa, kırılsa da görse evladının düştüğüne
Ölümüne de olsa, hemen koşar sarılır üstüne

Hiçbir sevgi, gelmez onun sevgisinin üstüne
Kalbimizi yaptırmak lazım annelerin büstüne
Nadiren görülse de evladın anneye küstüğüne
Görülmemiştir, annelerin evladına küstüğüne

Annelere verilen paya, kimseye verilmedi
Belki de hediyelerin en güzeli annelerindi
Cennet, annelerin ayakları altında denildi
Anneye bu payeyi kazandıran acep neydi

Annenin fedakarlığını, hiçbir şey ölçemez
Annenin mükâfatını hiçbir beşer veremez
Onun içindir ki; Onlarınkini Rabb’imiz verdi
Cennet, annelerin ayakları altındadır dendi

Her kalemin, tam manasıyla yazamadığı gibi
Her kelamın da tam olarak anlatamadığı gibi
Bayram’ın kalemi de yazamaz, onun kıymetini
Şairin kelamı da kifayet etmez, onu anlatmayı

Her zaman, selam çakılması gereken anneyi
Ancak bu kadar anlatabildi, bu şairin kelamı
Ancak bu kadar yazabildi, Bayram’ın kalemi
En güzel Allah kelamı Kur-an anlatır anneyi

Tün annelere, en güzel yüce Allah verir, paye
Başka her kimin sözü olursa olsun kalır yaya
Anneye her kim öf derse, başına düşer iri kaya
Her kim annesinin rızasını alırsa, kalmaz yaya

Bayram TUNCA

ANNEM için

Bir günümüz bile sensiz geçmezken,
Şimdi mezarına hasretiz anne..

Issız bir mezarlık, kimsesiz bir yer,
Gölgesinde ulu, loş bir mâbedin,
Bir yığın toprakla bir parça mermer,
Sırrıyla haşr olmuş orda ebedin.

Bir yığın toprakla bir parça mermer,
Üstünde yazılı yaşınla, adın;
Baş ucunda matem renkli serviler
Hüznüyle titreşir sanki hayatın.

Seni gömdük anne, yıllarca evvel,
Göz yaşlarımızla bu ıssız yere,
Kimsesiz bir akşam ziyaya bedel,
Matem dağıtırken hasta kalblere.

Kimsesiz bir akşam, ezelden yorgun,
Hüznüyle erirken Dicle de sessiz,
Öksüzlük denilen acıyla vurgun
Bir başka ölüydük bu toprakta biz…

Ahmet Hamdi Tanpınar

Sakla Beni Anne

Sen ninni söylerken anne
Ak güvercinler evimize
Gelinböcekleri konuyor
Saçımın tellerine

Sen masal söylerken anne
Mor menekşeler açıyor sesinde
Yüzünden kalkan kelebekler
Yavaşça konuyor kirpiklerime

Sen ninni söylerken anne
Başucumda mı uykum
Yastığımın altında mı
Söyle girsinler gözlerime

Söyle şu kedilere anne
Miyavlamasınlar eğri büğrü
Oyuncağımı korkutmasınlar
Girmesinler düşüne

Yumuyor gözlerimi gizli bir el
Yüzünü göremiyorum anne
Sar beni sakla beni
Sıcak sevgiler içine

Tavan nere gitti anne
Nere gitti evimizin duvarları
Daya ellerini anneciğim
Kediler düşmesin üstüme

Ali YÜCE

Anne

Kırklar meydanı mahşer,cümlesi anne arar,
Diller, Aziziye’den Nene Hatun’u söyler.
Gülistan yüzlü bebek,emmeye anne arar,
Yıllar, idam fermanlı,Halide Edip söyler.

Pamuklar arasında,gülşende açmış bir gül,
Seherde tütün kırar,çay tarlasında bülbül.
Keçi çobanlığına şahitlik eder sümbül,
Dağlar ana deyince,Şerife Bacı söyler.

Çamaşırı tokmakla,kin’i sevgiyle yıkar,
Gelin olur şansına,hicran güftesi çıkar.
Yaz-kış tandır başında,ekmeğin ter’i akar,
Yollar,Tarsus’lu ana,Kara Fatma’yı söyler.

Kuyulardan su çeker,pancarda çapa vurur,
Ölümünede olsa,koca evinde durur,
Yüreği ah-u zar’da,dil’i hal hatır sorar,
Güller,ana deyince,Emir Ayşe’yi söyler.

Tencerede taş kaynar,kiraz çiçeği ağlar,
Kilosunca yük taşır,göğsüne bebek bağlar.
Kışlık tezeği yapar,kalkar koyun’u sağar,
Çağlar,ana deyince,Asker Nezehat söyler.

Tarlada burçak toplar,kapı önüne konur,
Üstüne kuma gelir,harman terinden tanır.
Töre’ye kurban verir,baharda kış’ı solur,
Bağlar,ana deyince,Halime Çavuş söyler.

Anam yoğu var eder,yetmez tozu alınır,
Zorla dağ’a kaldırılır,sırça köşkler yıkılır.
Hayvanca saldırılır,yağlı kurşun sıkılır,
İnler,ana deyince,Tayyar Rahmiye söyler.

İlk öğretmenim anam,ilmin peşinde gezer,
Sırdaşım olur gönlü,sevdama türkü yazar.
Yüreği gülistandır,her kötülüğü ezer,
Küller,ana deyince,Sultan hanımı söyler.

Sokağa tek çıkamaz,nazenin gül’dür evde,
Asla fikri sorulmaz,açık hapishanede.
Başında kır saçları,siyaset sahnesinde,
Teller,ana deyince,Zübeyde hanım söyler.

Yolda kalsam duadır,başımın tacı anam,
Yetim kalsam dağ gibi,yerine göre babam.
Kar’ları yorğan yapan,hangi derdini yanam,
Tüller,ana deyince,Satı Çırpanı söyler.

İmkan verilse vali’dir,cevher dolu özünde,
Akrep sancısı çeker,güller açar yüzünde.
Kitabı yüreğidir,sırlar gizli sözünde,
Yeller ana deyince,Amine hanım söyler.

Anam üretir bol bol,anam yaşatır can can,
Anam sever derinden,anam büyütür han han,
Manğal gibi yürekli,yeniden doğar tan tan,
Eller ana deyince,Evren annemi söyler.

İshak der,Veysel olsam,hac’ca taşısam yetmez,
Gönlüne ateş düşse,kır çiçekleri bitmez.
Cennette adın geçer,şan’ın cihan’a sığmaz,
Kollar ana deyince,asırlar Havva söyler.

İshak Özlü

Anneler Günü

Anneciğim bugün sen dur,
Ben bakayım sana n’olur..
Ne istersen pişireyim,
Evi silip devşireyim.

Ben doldurdum aklarını,
Ödeyemem haklarını.
Bugün senin günün anne,
Bak kendini yordun gene.

Canım kadar sevdiğim kim
Benim canım anneciğim.
Canım kadar sevdiğim kim?
Benim canım anneciğim.

Hüseyin KALABA

ANNELER GÜNÜ

yeşildir artık yüreğinde kara bulut
bugün anneler günü annem beni unut

evde acılar koynuna yangelip yatmış
inadına giyin sen de mayısa batmış
yürü sokakta çocukların düşü aksın
yürü ki saksıda çiçekler sana baksın

diline genç anılarından bir türkü seç
beş yıl büyüdüğüm okulun önünden geç
ıslanırsa anıların güneşte kurut
senin günün bugün unutma beni unut
gök mavi deniz mavi tam kıyısında dur
durma eteğinden beni bir daha savur

annem yıldız kayıyor içinden dilek tut
koşuyor sana kısa pantolunlu çocuk
gözünde gözümde gözlerinde bin umut

Nevzat Çelik

ANNEM

Bağım olsa, bahçem olsa
İpek kumaş bohçam olsa,
Sabah olsa, akşam olsa
Annem gitmese yanımdan

Her zaman baksam yüzüne,
Uyurum yatsam dizine.
Rastlamadım kem sözüne
Sesi çıkmaz kulağımdan.

Bir sözünü iki etmem.
Canımı verir incitmem
Annemsiz cennete gitmem
Onu severim canımdan

İbrahim ŞİMŞEK

CANIM ANNEM

Momiyim diye diye saldın beni gurbete
Her geçen gün hasretini çekiyorum elbette
Yalnız yaşıyorum ağlıyorum gurbette
Benimle ağladığın günleri unutamam elbette.

Her yıl köye geldiğimde ağlarsın
Beni benden alıp beni de ağlatırsın
Seni görmek için geliyorum köye canımsın
Canım annem unutulmaz aşkımsın.

Gurbette özlemin çekilmiyor
Yalnızım hasretin bitmiyor
Yüreğim seni yaşıyor
Momiyin seni özlüyor.

Her gelişimde ağlarsın
Beni de ağlatırsın
Yüreğimdeki sevgimsin
Sevgimi bilirsin Canım ANNEM.

Muhammet PINALOĞLU

Gül Ve Annem

Anam gül gibidir her mevsim açıktır, sanki nevbahar,
Gönül bahçesi dopdoludur, sevgisinin rengi gül nar,
Ahvalimizin en zor durumunda bile, gönlümüzde yar,
Gül çiçektir solar bir gün, anamsa gönlüde daima yaşar.

Gül mevsimi gelince, gül kokusunu getirir badı sabalar,
Oysaki dört mevsim başımızda güller gibi kokar analar,
Figana düştüğümde evlat derdinin dermanıdır onlar,
Gül çiçektir solar bir gün, anamsa gönlümde daima yaşar.

Yavrusu için gözyaşlarını şebnem gibi akıtır yanağından,
Acı çekerse yavrusu, o gülemez çare yaratır bağrından,
Gündüzleri yaratır sevgisiyle, gecelerin karanlıklarından,
Sevgisini cuybar eder akıtır, gönlündeki pınarlarından.

Gül dalında tek renktir, başkası güzeldir bir başka dalda,
Oysa anamın yüreğinde çok çeşitlidir her türlü sevda,
Çok çeşidi bulunur güllerin, kokar elvan, elvan koynunda,
Gül çiçektir solar bir gün, Anamsa gönlümde ömrümce yaşar.

Bülbülün sevdası güledir gülistanda öter o güllerin dalında,
Gül rengi bir başka hoştur solmadıkça, bahçelerde bağında,
Anamın teni en güzel gülden güzel kokar benim burnumda,
Resulüm bile demiş çünkü cennet anaların ayağının altında.

Anam beni bin bir eziyetle doğurup, dünyaya getiren kadın,
Adın tespihattır dillerimde, yüreğimde, gönlümde sultansın,
Sığınacak liman, ak sütünle yavrulara, helalinden membasın
Gül çiçektir solar, oysa sen yaşam boyu yüreğimde yaşarsın,

Selahattin Ölmez

Ahmet Arif En Güzel Şiirleri

En Güzel Ahmet Arif Şiirleri

Ahmet Arif Şiirleri

Anadolu

Beşikler vermişim Nuh’a
Salıncaklar, hamaklar,
Havva Ana’n dünkü çocuk sayılır,
Anadoluyum ben,
Tanıyor musun ?

Utanırım,
Utanırım fukaralıktan,
Ele, güne karşı çıplak…
Üşür fidelerim,
Harmanım kesat.
Kardeşliğin, çalışmanın,
Beraberliğin,
Atom güllerinin katmer açtığı,
Şairlerin, bilginlerin dünyalarında,
Kalmışım bir başıma,
Bir başıma ve uzak.
Biliyor musun ?

Binlerce yıl sağılmışım,
Korkunç atlılarıyla parçalamışlar
Nazlı, seher-sabah uykularımı
Hükümdarlar, saldırganlar, haydutlar,
Haraç salmışlar üstüme.
Ne İskender takmışım,
Ne şah ne sultan
Göçüp gitmişler, gölgesiz!
Selam etmişim dostuma
Ve dayatmışım…
Görüyor musun ?

Nasıl severim bir bilsen.
Köroğlu’yu,
Karayılanı,
Meçhul Askeri…
Sonra Pir Sultanı ve Bedrettini.
Sonra kalem yazmaz,
Bir nice sevda…
Bir bilsen,
Onlar beni nasıl severdi.
Bir bilsen, Urfa’da kurşun atanı
Minareden, barikattan,
Selvi dalından,
Ölüme nasıl gülerdi.
Bilmeni mutlak isterim,
Duyuyor musun ?

Öyle yıkma kendini,
Öyle mahzun, öyle garip…
Nerede olursan ol,
İçerde, dışarda, derste, sırada,
Yürü üstüne – üstüne,
Tükür yüzüne celladın,
Fırsatçının, fesatçının, hayının…
Dayan kitap ile
Dayan iş ile.
Tırnak ile, diş ile,
Umut ile, sevda ile, düş ile
Dayan rüsva etme beni.

Gör, nasıl yeniden yaratılırım,
Namuslu, genç ellerinle.
Kızlarım,
Oğullarım var gelecekte,
Herbiri vazgeçilmez cihan parçası.
Kaç bin yıllık hasretimin koncası,
Gözlerinden,
Gözlerinden öperim,
Bir umudum sende,
Anlıyor musun ?

Hasretinden Prangalar Eskittim

Seni anlatabilmek seni.
İyi çocuklara, kahramanlara.
Seni anlatabilmek seni,
Namussuza, halden bilmeze,
Kahpe yalana.
Ard- arda kaç zemheri,
Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu
Dışarda gürül- gürül akan bir dünya…
Bir ben uyumadım,
Kaç leylim bahar,
Hasretinden prangalar eskittim.
Saçlarına kan gülleri takayım,
Bir o yana
Bir bu yana…
Seni bağırabilsem seni,
Dipsiz kuyulara.
Akan yıldıza.
Bir kibrit çöpüne varana.
Okyanusun en ıssız dalgasına
Düşmüş bir kibrit çöpüne.
Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,
Yitirmiş öpücükleri,
Payı yok, apansız inen akşamdan,
Bir kadeh, bir cigara, dalıp gidene,
Seni anlatabilsem seni…
Yokluğun, Cehennemin öbür adıdır
Üşüyorum, kapama gözlerini…

Sevdan Beni

Terketmedi sevdan beni,
Aç kaldım, susuz kaldım,
Hayın, karanlıktı gece,
Can garip, can suskun,
Can paramparça…
Ve ellerim, kelepçede,
Tütünsüz, uykusuz kaldım,
Terketmedi sevdan beni…

Uy Havar

Yangınlar,
Kahpe fakları,
Korku çığları
Ve irin selleri, aç yırtıcılar,
Suyu zehir bıçaklar ortasındasın.
Bir cana, bir başa kalmışsın vay vay!
Pusatsız, duldasız, üryan
Bir cana bir de başa
Seher vakti leylim -leylim
Cellat nişangahlar aynasındasın.
Oy sevmişim ben seni…

Üsküdardan bu yan lo kimin yurdu!
He canım…
Çiçekdağı kıtlık, kıran,
Gül açmaz, çağla dökmez.
Vurur alnım şakına
Vurur çakmaktaşı kayalarıyla
Küfrünü, Medetsiz, Munzur.
Şahmurat Suyu kan akar
Ve ben şairim.

Namus işçisiyim yani
Yürek işçisi.
Korkusuz, pazarlıksız, kül elenmemiş,
Ne salkım bir bakış
Resmin çekeyim,
Ne kınsız bir rüzgar
Mısra dökeyim.
Oy sevmişem ben seni…

Ve sen daha demincek,
Yıllar da geçse demincek,
Bıçkılanmış dal gibi ayrı düştüğüm,
Ömrümün sebebi, ustam, sevgilim,
Yaran derine gitmiş,
Fitil tutmaz, bilirim.
Ama hesap dağlarladır,
Umut, dağlarla.

Düşün, uzay çağında bir ayağımız,
Ham çarık, kıl çorapta olsa da biri
Düşün, olasılık, atom fiziği
Ve bizi biz eden amansız sevda,
Atıp bir kıyıya iki zamın
Yarının çocukları, gülleri için
Herbirinin ayvatüyü, çilleri için,
Koymuş postasını,
Görmüş restini.
He canım,
Sen getir üstünü.

Uy havar!
Muhammed, İsa aşkına,
Yattığın ranza aşkına,
Deeey, dağları un eder Ferhadın gürzü!
Benim de boş yanım hançer yalımı
Ve zulamda kan-ter içinde, asi,
He desem, koparacak dizginlerini
Yediveren gül kardeşi bir arzu
Oy sevmişem ben seni.

Komik Sözler 2012

Komik Sözler 2012

Tugbam sitesinde en güzel Komik Sözler 2012 sizler için hazırlandı
. Buyurun Kısa Komik Sözler 2012
Komik Sözler 2012

2012 Komik Sözler

Kendim için bişey istiyorsam namerdin Allah’ım anneme güzel bi gelin nasip et!! Aminnnnn

Erkekler neden evlenemeyecekleri kadınların peşinden koşarlar köpeklerin kullanamayacakları otomobillerin peşinden koşmaları gibi…

Kaynanamı kaybettim görenlerin görmezlikten gelmeleri rica olur..

Aşk hayat lokantasında yenen kazıktır daha fazla yeme sakın geçliğine yazıktır…

Aşk nedir biliyor musunuz? Karşınızdakini bulunmaz Hint kumaşı sanmanla, enayi olduğunu anlaman arasında geçen zamandır….

Bebeğinizin altına yapmasını istemiyorsanız çevirin üstüne yapsın!

Beni çekemeyenler anten taksın.

Elektriği edison buldu faturayı biz ödüyoruz.

Yaşınız kaç? Bilmem her sene değişiyor..

Yeni yil iptal edildi. Çünkü eskisini buldular!.

Eskiden ekmek aslanın ağzındaydı. Şimdi aslanda aç.

Çok endişelendim. Bügün zam yapılmadı. Acaba hükümetin başına birşeymi geldi?

Erkek dediğin ne ki? Takınca koluna yakışmalı, vurunca duvara yapışmalı!

alıntı

İyi Akşamlar Güzel Sözler

İyi Akşamlar Güzel Sözler

Tugbam sitesinde en güzel İyi Akşamlar Güzel Sözler sizler için hazırlandı
. Buyurun Kısa İyi Akşamlar Güzel Sözler
İyi Akşamlar Güzel mesajlar
İyi Akşamlar Sözleri

İyi Akşamlar; benim viran gönlümün sultanı, İyi Akşamlar; dost bağımın gonca gülü, İyi Akşamlar; Süreyya yıldızım, İyi Akşamlar ay yüzlüm, İyi Akşamlar; canımın cananı, İyi Akşamlar..

Önce kendime Sonra evime Sonra evimdekilere sonra kapılarımı açtığımda Bana değen ne varsa Yüreğimle beynim arası Çizgi derinliğince İyi Akşamlar olsun …

Elini verene Gözünü değdirene Sözünü diyene Diyemeyene Sevgimi görene Göremeyene İyi Akşamlar..

İyi Akşamlar bahar kokulum, kır çiçeğim nefesim, gözüm, her şeyim İyi Akşamlar CANIMIN CANIM

Sevgi yağmuru olsam yağsam odana Islatsam sen tek tek düşen damlalarımla yavaş yavaş Rüyalarında aşk seli olup aksam üstüne Sen rahat uyu birtanem, İyi geceler sevgilim

Bu gece yağan yağmura yazdım sana olan duygularımı Seni ne çok sevdiğimi anlatsın diye sel olup aksın üstüne İyi geceler birtanem, damlaların çıkardığı ses sana ninni olsun rüzgar haykırsın seni ne kadar çok sevdiğimi ve sensiz geçen gecelerdeki ıstırabımın sesini

Artık sırdaş değil geceler bana Sana duygularımı iletebileceğim telefonuna mesajla En içten duygularımla iyi geceler sevdiğim sana

Barış Mesajları

Barış Mesajları

Tugbam sitesinde en güzel Barış Mesajları sizler için hazırlandı
. Buyurun Kısa Barış Mesajları
Kısa Barış Mesajları
Barış Mesajları Sözleri

Barış içinde Kalsın Ellerimiz Ayrılık Görmesin Gözlerimiz Ben Seni Seviyorum Barışmanı Bekliyorum.

Sana Sevgi ve Barış Dolu Duygularımla geliyorum belki Çocukluk Yaptım Af diliyorum Aşkım Barışalım hadi

Kırılan kalplerimizi Barışarak telafi Edelimmi bebeğim?

Barışmak istiyorum Yeniden hayata geçmek istiyorum Birtanem.

Barışarak Acımasız hayatın üstüne Ve Ayrılıkların üstüne Barış imzası Atmaya Nedersin bebeğim?

Hadi gel Tut Çek Beni Ayrılıkların içinden Al Barış Dolu kalbine Sar Beni Sımsıkı Barışa Susadım Aşkım..

Barışmak için bir ışık bekliyorum hadi vakit kaybetmiyelim aşkım seni yalnız seni istiyorum..

Affetmek büyüklüktür Aşkım Affet beni Barışalım hadi Güldür Ağlayan Yüzümü

Kalbimi kırsanda, Kalbimin içinde Barış Çığlıkları Atıyor Senden Başkası Bu kalbimdeki yarama Merhem Olamıyor Ne olur Barışalım Aşkım

Büyük Umutlarımı kırma Ne olur Hadi Barışalım Sevgimiz için büyük bir Adım Atalım.

Barışmak için ilk Adımı benden Bekleme Kalbinin Sesini dinle Adımlarınla Sesini Dinlet Kalbime!

Seni Severken Yüzünü Görememek üzüyoru Beni Barış Dualarıyla Yalvarıyorum ALLAH ıma Ne Olur Affet Beni Birtanem Hadi gel Barışalım..

Gel Eskisi Gibi Olalım Affet Beni ne Olur Hadi Barışalım

Ben Seni Asi kalbinle Hırçın Duygularınla Sevdim Barışmak için Sana feryat Etmeyi Sevdim bebeğim hadi gel barışalım Eskisi gibi Olalım.

Barış Dolu bir Yıl geçirmek istiyorum Seninle Kavgalar Hüzünler istemiyorum Anılarımda Sadece ikimiz Olalım Mutlu Olalım Acımasız hayatta!

Barış ve Mutlu Bir Hayat istiyorum Seninle Ayrılıkların Olmadığı kalplerin Kırılmadığı hayatı paylaşmak istiyorum Seninle Bebeğim..

Hayatıma Barış getirdin Mutluluk getirdin hayatıma renk getirdin Hayatıma Yeniden beni getirdin Seviyorum Seni bebeğim barış Dolu meleğim..

Hayatta 3 Dileğim var Sen, Mutluluk ve Barış Başka Birşey istemiyorum Hayattan..

Bir ip Yumağı yapalım Dertleri üstünü Barış Duygularımızla Bağlayıp Kimsenin göremeyeceği Kadar uzaklara götürelim ve orda imha edelim dertleri barışlar kalsın hayatımızda.

Bir Yanda Ayrılıklar Bir Yanda Barışlar Bırak Şu Ayrılıkları Gel Barışalım hayatım..

Sevmek Affetmektir Sevmek Anlamaktır Sevmek gerektiği Zaman Barışmak için yeşil ışık yakmaktır hadi Sevdiğini Göster Beni.

Seviyorum Seni Seni Seviyorum Seviyorum Barışı barışları Seninle Seviyorum.

1 Dua Ediyorum Adı Barış bir insanı Seviyorum Adı Duygusuz Bir dilek diliyorum Barış Dolu yıllar geçirmek istiyorum…

Enterasan Sözler 2012

Enterasan Sözler 2012

Tugbam sitesinde en güzel Enterasan Sözler 2012 sizler için hazırlandı
. Buyurun Kısa Enterasan Sözler 2012
Enterasan Sözler 2012
Enterasan Sözler kısa


Enterasan Sözler 2012

Aşık OLma Fazla Acısı Çoktur, Acı Çekme fazla Aşk Kalıcı Değil Bu Dünyada.

Uzaklarda Arama Kendini Aynaya Bak Görürsün kendini..

Gül Dikenli OLsada Güzel Görünür, Kendini Güzel Sanan Kadınlar Makyajla Bişeye Benzerler.

Bende Söz Bitmez Sende Dinleme Arzusu Bitmez!

Fazla irdemele muhabbetleri merak etme geçen sözleri sonunda üzücü bir nokta Olursun.

Kaybedilince Değeri Anlaşılan insanlar, Artık oLmayan Zaman içinde Değerli Olurlar.

Yolları Giderek Bitiremezsin Ama Bakarak Bitirebilirsin.

Canım Sen Vodafone Gibi Anı’nı ya$arken ben Avea Gibi Heryerde Seni Kapsama Alanıma aLırım 🙂

Kızlar Gül Gibidir Uzaktan Güzel Kokar ve görünürler Yakınlaştığın zaman Dikeni Batar.

Sen Sakin Ol ben Senin yerine Heycanlanırım 🙂

Kalbimi yeniledim Yinede Buldun Beni A$k!

112’ye Bağladım kendimi Arıza Çıkarıyorum gel Onar beni 🙂

Başkası Olma Kendin Ol Belki ozaman insan Olursun.

Sigara ve içki insanı Siroz, Hayat Ve Aşk insanı Verem Eder.

AzraiL’Le Hayat kumarı Oynuyorum Lütfen Rahatsız ETmeyi, 1 – 0 öndeyim.

Fazla Ağlama emzik Yok Yanımda Alış Artık Bu hayata Aşk Acısı Çekeceksin Doya Doya, üstüne Su iç Rahatla 🙂

Senin için denize atlarım ama bugün deniz tuttu yarın atlasam Olurmu? 🙂

Şimdi Aşkın için biLeklerimi kesicem öLürüm Diye korkuyorum 🙂

GüLme Komşuna oLursun muşmula 🙂

Yavaş yerler Yaş, üstümdeki Saten Kumaş

3 Dileğim Var Sen Ben ve Senden Sonra Geçireceğim Mutlu Bir Hayat.

Yürü Be güzeLim Endamını Görelim, hadi gel geri Şimdi Yüzünü görelim 🙂

Yükseklik Korkum var Ama uçağı çok seviyorum 🙂

Aşkım Şimdi Sana OLan Sevgimi haykırmak istiyorum Ama miLLer Rahatsız Olur Ses yapma Diyor Hemşire Abla 🙂

Gelin Kaynana Manileri

Gelin Kaynana Manileri

Tugbam sitesinde en güzel Gelin Kaynana Manileri sizler için hazırlandı
. Buyurun Kısa Gelin Kaynana Manileri


Gelin Kaynana Manileri

Kaynana:
Kartal sinek avlamaz
Köpek kuşa havlamaz
Akıllı olan gelin
Kaynanaya hırlamaz.

Gelin:
Ey varvara varvara
Ayva doldur şalvara
Azmış dişlek kaynana
Tırmalıyor düz duvara

Kaynana:
Ben yaylada kışlarım
Türlü nakış işlerim
Pis gelini görünce
Dayanamam dişlerim.

Gelin:
Allar giyer allanır
Görsem midem bulanır
Kaynanam hamamdan çıkmış
Ayva göbek sallanır.

Kaynana:
Yaşa gelin yaşa
Kına yakmış başa
Arkamdan konuşursan
Dilin karnına kaça.

Gelin:
Sabun koydum legene
Bak başıma gelene
Ben kadar taş düşe
Kaynana senin tepene

Gelin:
gelin kaynana manileri kopucaksınız Kaynanamın kelini
Gelin verir yemini
Dırdır etme kaynana
Akrep soksun dilini

——————-

Mani maniyi açar,
Mani bilmeyen kaçar,
Gelin mani diyelim,
Mani dertleri açar.

**
Evin kapısını kapat,
Kaynanayı kaldır at,
Kaynanasız gelinler,
Aman bacım ne rahat.
**
Kazanda hedik kaynana,
Dişleri gedik kaynana,
Oğlun çerez getirdi,
Sensiz yedik kaynana.
**
Sini sini şekerim,
Üstüne bal dökerim,
Kaynanamın kahrını,
Oğlu için çekerim.
**
Köprü altında durdum,
Manine mani vurdum,
Senin gibi maniciyi,
Gaz kümesine kordum.
**
Çarşıda et kaynana
Başında bit kaynana
Biz oğlunla yan yana
Dışarı git kaynana
**
Kız gelin dırdır etme,
Fazla ileri gitme,
Vakitsiz horoz gibi,
Gece yarısı ötme.
**
Sokakta geziyorsun,
Oğlumu üzüyorsun,
Sende ne güzellik var,
…… benziyorsun,
**
Çiçek gibi her yanım,
Sen hizmetci ben hanım,
Evden kovarım seni,
Eğer isterse canım.
**
Başı saçaklı gelin,
İpten kuşaklı gelin,
Dün geldin adam oldun,
Leylek bacaklı gelin.
**
Yüzüm beyaz ay gibi,
Kaşlarım da yay gibi,
Oğlun bana ev aldı,
Koskoca saray gibi.
**
Oğluma çatacağım,
Seni boşatacağım,
Sırtına tekme vurup,
Sokağa atacağım.

——————

Sağlık afiyet sıhhat
Gaynanayı galdır at
Gaynanasız gelinler
Aman anam ne rahat

Gız gelin dırdır etme
Fazla ileri gitme
Vakitsiz horuz gibi
Gece yarısı ötme

Çarşıda et kaynana
Başında bit kaynana
Oğlun bekler mutfakta
Dışarı git gaynana

Sokakta geziyosun
Oğlumu üzüyosun
Güzel desem değilsin
Maymuna benziyosun

Çiçek gibi her yanım
Sen hizmetçi ben hanım
Evden kovardım seni
Şayet isterse canım

Başı saçaklı gelin
İpten kuşaklı gelin
Dün geldin adam oldun
Leylek bacaklı gelin

Sinilerde şekerim
Üstüne bal dökerim
Biber gibi sözünü
Oğlun için çekerim

———————

Havuzun ortasında
Kına kardım tasında
Oğlum bana dönecek
Şu ayın haftasında

Gazanda hedik gaynana
Dişleri gedik gaynana
Oğlun dondurma getirdi
İkimiz yedik gaynana

Köprü altında durdum
Mânine mâni vurdum
Senin gibi dilliyi
Gaz kümesine gordum

Leğende su durur
Yâr elini yudurur
Gelin keyif çattıkça
Gaynanalar gudurur

Oğluma çatacağım
Seni boşatacağım
Beline tekme vurup
Sokağa atacağım

Yüzüm beyaz ay gibi
Bak kaşlarım yay gibi
Oğlun bana ev aldı
Koskoca saray gibi

Saraylar sıcak değil
Güller domurcak değil
Bir yastıkta kocayın
Sevda oyuncak değil

Atasözlerimiz

Atasözlerimiz

Tugbam sitesinde en güzel Atasözlerimiz sizler için hazırlandı
. Buyurun Atasözlerimiz

Aç ayı oynamaz.
Aç bırakma hırsız edersin, çok söyleme arsız edersin.
Aç koynunda azık durmaz.
Aç köpek fırın yıkar.
Aç tavuk rüyasında kendini darı ambarında görür.
Aça dokuz yorgan örtmüşler, yine uyuyamamış.
Açın imanı olmaz.
Açın karnı doyar gözü doymaz.
Açlık ile tokluğun arası bir dilim ekmek.
Adam eşeğinden, kadın döşeğinden belli olur.
Adamak kolay, ödemek güçtür.
Adamakla mal tükenmez.
Adamın iyisi iş başında belli olur.
Ağaca balta vurmuşlar “sapı bedenimden” demiş.
Ağaca çıkan keçinin doğurduğu oğlak dala bakarmış.
Ağaca dayanma kurur, insana güvenme ölür.
Ağaç ne kadar meyve verirse, dalı o kadar yere eğilir.
Ağaç ne kadar uzarsa uzasın göğe değmez.
Ağaç ne kadar yüksek olsa da yaprakları yere düşer.
Ağaç yas iken eğilir.
Ağaçtan maşa Yörükken paşa olmaz.
Ağır kazan geç kaynar.
Ağır tas batman döver.
Ağız yemeyince yüz utanmaz.
Ağlama ölü için, ağla deli için.
Ağlamayan çocuğa meme vermezler.
Ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan ağlar.
Ağlayak da gözden mi olak?
Ağrısız baş mezarda gerek.
Ağzı açık ayran delisi.
Ahmak misafir ev sahibini ağırlar.
Ak akçe kara gün içindir.
Ak koyunun kara kuzusu da olur.
Akan su yosun tutmaz.
Akçe bulsam, çıkı yok
Akıl akıldan üstündür.
Akıl yasta değil baştadır.
Akıllı düşünene kadar, deli oğlunu evermiş, torunu olmuş.
Akıllı evladın var, neylersin mali, akılsız evladın var neylersin mali?
Akılsız bastan sefil taban ne çeker.
Akılsız başın cezasını ayaklar çeker.
Akılsız köpeği yol kocatır.
Akılsızın şaşkını beyaz giyer kış günü.
Akrabanın akrabaya ettiğini akrep etmez.
Akranıyla konuşmayanın sesi, semadan gelir.
Akşam gelen misafirin, yiyeceği bulgur sıkısı, yatacağı ahır sekisi.
Akşamın hayrından sabahın şerri hayırlıdır.
Al elmaya tas atan çok olur.
Al yakışırken, el bakışırken.
Alacağın bir iğne, çeliğin okkasını orantıya vurursun.
Alışmış kudurmuştan beterdir.
Alim unutmuş, kalem unutmamış.
Allah aptala eşeğini kaybettirir, sonra buldurup sevindirir.
Allah şaşırttı mı, dayıya hala dedirtirmiş.
Allı yelek, pullu yelek, canfes neye gerek?
Alma mazlumun ahini çıkar aheste aheste.
Altın esik gümüş eşiğe muhtaçtır.
Altın yere düşmekle pul olmaz.
Altının kıymetini sarraf bilir.
Anan turp, baban şalgam, sen içinde gülbe şeker.
Ananın bastığı yerde yavru ölmez.
Anasına bak kızını al, astarına bak bezini al.
Anlayana Sivrisinek saz anlamayana davul zurna az.
Aptal düğünden çocuk oyundan usanmaz.
Aptalın karnı doyunca gözü yolda olur.
Ar gözden, kar yüzden anlaşılır.
Ar namus tertemiz.
Arap eli öpmek, dudak karartmaz.
Arayan belasını da devasını da bulur.
Ari satmış namusu tellala vermiş.
Arife günü yalan söyleyenin, bayram günü yüzü kara çıkar.
Arkadaş dediğinin gölgesinde suç islenir.
Arkadaşlık pazara kadar değil mezara kadardır.
Arkalı it kurdu boğar.
Armudu sapıyla, üzümü çöpüyle, pekmezi küpüyle.
Arpa ekinde buğday bekleme.
Asil azmaz, bal kokmaz, kokarsa yağ kokar, aslı ayrandır.
Aslan yattığı yerden belli olur.
Aslında olan tırnağına getirir.
Aş sabahın iş sabahın.
At alırsan yazın, deve alırsan güzün, avrat alırsan gezin ha gezin.
At binenin kılıç kuşananındır.
At ile avrat yiğidin ikbalindendir.
At karnından, yiğit burnundan bellidir.
At olacak tay yürüyüşünden belli olur.
At ölür de, itler bayram eder
At sahibinin altında kişner.
At ver hısım ol, kız ver hasım ol.
At, sahibine göre kişner.
Ata et, ite ot verilmez.
Atasözü tutmayan, uluya uluya kalır.
Ateş düştüğü yeri yakar.
Atın iyisi arkadan gelmez.
Atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli derler.
Atın ölümü arpadan olsun.
Atlar tepişirken arada eşekler ezilir.
Atlı, itli sığmış, bir çocuk sığmamış.
Av alma, komşu al.
Avradı er zapdetmez, ar zapt eder.
Ay bozmaz, süt kokmaz. Kokarsa ayran kokar, çünkü aslı süttür.
Ayağa dokunmadık taş, başa gelmedik iş olmaz.
Ayağın sığmayacağı yere baş sokulmaz.
Aydan gelen halı üstüne, günde gelen kül üstüne.
Aylak sirke baldan tatlıdır.
Az sabırda, çok keramet vardır.
Az tamah, çok ziyan getirir.
Az yasa, uz yasa, akıbet gelecek basa.
Azıtmış, kudurmuştan beterdir.