Acımasız Sözler

Acımasız Sözler
Gönül kimsesiz yapamaz sevebiLeceği bir dost arar. Ta$in kaLbi yoktur ama onu biLe yosun sarar

ßîzdé SâßâH oLmâz, ßîzdé GünéŞ Doğmâz, ßîz ¡§¥ãNKãR’ıZ Kızım ßîzLé DoSt oLmâk Sîze YaKıŞmaz

Serseriyim sokaklar evim, serseriyim adam gibi severim, bana bir adım gelene ben on adım giderim.Dinle cici kız dinle zannedersinki serseri ağlamaz,

TopLumdâ Hép îtîLîrîz SanmaKî ßunâ îSteKLiyiz, ßîz SadeCe SêvdiKLêrimizin éSériyiz..!!

serseri bi kayboldumu onu kimse bulamaz, şimdi anlıyorsunya, şehirlerin asi kızı hiç kimse serseri gibi sevipte aşık olamaz

Madem ayrılığa hüküm giymiş bu yürek ; O zaman ölmek için yaşamak gerek !!!

Dünya kadar derdim olsun senin gibi yarim olsun. kavuşmaya zaman yoksa öbür dünya bizim olsun.para şöhret elin olsun

Tek tesellim kadehler başka birşey istemez ssahoş etsin yeter ki rakı şarap fark etmez…

tatlı dilin benim olsun.sensiz geçen yüzyıl değil.seninle gecen bir gün benim olsun aşkım.

Hayatta hiç kimse için ağLamaya değmez,ağLamaya değenLer zaten ağLatmaz

Biz kimleriz diye sorma, biz hayata bosvermislerdeniz. Bize hayat nedir diye sorma, biz hayat deryasinda yüzenlerdeniz.

Eğer bir gün ağLaman gerekirse başını dik tut ki:GözyaşLarın seni ağLatan kişi kadar aLçaLmasın

Bizi arama lüks meyhanelerde ,biz dost sarabı icenlerdeniz.Bize dost, arkadas nedir diye sorma, biz onlar için ölüme gidenlerdeniz.

Bu masaLar bo$ kaLmaz gidenin yeri doLar. Bu vazoLara bir$ey oLmaz yaLniz cicekLer soLar.

SEVGİME İHANET EDEN SEVGİLİYİ KURŞUNA DİZERKEN TİTRERSE ELİM O TİTREYEN ELLERİMİ KESMESSEM NAMERDİM!!!

Kader deyip çekip gittin.Sen suçlu değilsinde,kader mi suçlu ey zalim.

Bir gün sen de beni ararsın.Bir hasret seni yakar, deli bir özlem sarar ağlarsın: Geri dönmek istersin, eski bir şarkı yakar birden,
gözlerin dolar ağlarsın elimde değil unutmak seni, kaçsamda kovalar anılar beni boş hayallere sarılır gibi kolaymı unutmak biranda seni.

İyi akşamlar Mesajları

İyi geceler mesajları
İyi akşamlar kısa mesajları
En güzel iyi geceler mesajları

Yılların Yaprak misali döküldüğü, Sewginin eridiği, İnsanın öz değerini yitirdiği şu alemde, Dostluğunu kaybetmemiş nadide insanlara. NİCE GECELERE……

Gece olup güzel gözlerin yenik düştüğünde uykusuzluğa, seni gökyüzünden alıp düşlerime emanet ediyorum, gözlerimden uzaksın belki ama daima yüreğimdesin unutma. İyi Geceler.

Geceleri Uzaklara çığlık Olur Sesim, Denizden çıkan Yosun Kokusundan Keskin Sana Olan özlemim, Bu gece Sırf Senin İçin Kapanıyor Gözlerim.

Yüreğin doğan güneşi değil batan güneşi seçsin, çünkü doğan güneş elbet batacaktır ama batan gunes yeni umutlarla doğacaktır yarınki gunes senın için bıtanem ıyı geceler.

güzellikler içinde gecenin bu saatlerindebelki yalnızlığın en yorgun olduğu yerde yalnız olmadığını bilesin diye sana İYİ GECELER diyesim geldi…

Canım yanında olmak istiyor canımın bana ihtiyacı vardır diye. Canım çok sıkılıyor canım yanımda yok diye. Sensiz gecelerden sensiz günlerden bıktım artık. Sabret hayatım iyi günler bizi bekliyor. İyi geceler canım.

rüyaların en güzelini görürken allahın seni koruması için gönderdiği meleğin kanatları öyle büyük olsun ki en masum anında sana kimseler zarar varamesin.iyi geceler meleğim tatlı rüyalar bebeğim.

Yine bir gün daha bitti sensiz ve tüm geceler ben yaşadığım sürece sensiz.sana çok kızgın olmama rağmen seni hala çok seviyorum iyi geceler

Rüyalara rest çektim uyumuyorum herkes derin uykudayken ben sana dalıyorum uyku çok tatlı derler ben seni tadıyorum onlar uykuya ben sana doyamıyorum Bitanem iyi geceler.

Hüznün evi

Bu şehri ağlatacak kadar ağırdı gidişin
Şimdi yokluğunu koynuma aldım
Karanlığın bile hüznümü kaybedemediği bir gecede
Hesap soruyorum
yüreğime
boyundanbüyüksevmek
sana mı düştü diye
Her yer senkokuyor işte
Her şeyde senden bir parça
Böyle çaresiz böyle yarım kaldım işte
Sol yanım acıyor
Her atışı yokluğunun isyanı şimdi
Yanmaktayım işte
Nasıl sevmişim oysa seni
Ne kadar sen olmuşum
Ne kadar çok ben olmuşsun
Nasıl mecburmuşum
Nasıl tutulmuşum
Sensizlik ölümmüş oysa
Oysa ne zormuş ölüm
Bir damla sen diye yalvarıyorum
Ben deli divane olsam da
YokSun

Alıntı..

Facebook mafyaya bayılıyor!

Facebook mafyaya bayılıyor!

İtalyan mafya babalarının Facebook’taki “hayran” sayfaları, çok sayıda takipçi çekiyor.

İtalyan gazetesi La Republica’nın bir haberine göre, mafya babalarının Facebook “hayran” sayfaları, gençlik arasında pek bir popüler. Gazete, şu an yemiş olduğu 12 ayrı müebbet cezasını çekmekle meşgul olan ve “babaların babası” diye anılan Salvatore “Totò” Riina’nın 2300’e yakın hayranı olduğunu belirtiyor. İki yıl önce tutuklanan başka bir mafya babası olan Bernardo Provenzano’nun hayran sayfasında ise, kendini bilmez gençlik “Provenzano baba derhal aziz ilan edilmeli!” diye çığrışıyor.

Mafya cinayetlerine kurban gidenlerin hayatta kalan yakınlarının, bu tarz hezeyanları şiddetle kınadığı bildirildi.

Kıyamam Sana…

Kıyamam Sana…
Bir bakışın yere düşse..arş yere düşer üzüntünle beraber dünyana
Bir damla gözünden dökülen yaşa,yağmurlar yarışır kendinden bir haber acılarına
Dedim ya asma suratını hak vaadi gelir bulur seni ve sevgini
Gözlerini çekme benden dayanamam hasretine yar,ben öleyim yerine…!
Kıyamam sana.
Bakamam gözlerine,dayanamaz bu yürek gözlerindeki acıları görmeye.çaresiz düşer yere bakışlarım
Sanadır düşse bile dökülen göz yaşlarım, ne yağmur ne nehir yarışabilir göz yaşlarımla
Değmesin üzüntü gözlerine,düşmesin yüreğine hasret,sen ölme ben öleyim yar…!
Kıyamam sana
Kıymeti yok gözümde,senden başka hiçbir şeyin,en değerli varlığım sensin,senin sevgin,
İste yoluna fedadır başım,etmem bir an dahi tereddüt,akmaz bir damla yaşım..
Yeter ki sen hep sev beni,seni sevmeme izin ver,varsın gözüm kan ağlasın,
Bu can sana kurban olsun,gönlüm sevgin ile dolsun,sen ölme.! ben öleyim yar…! Kıyamam sana…
Gece olmuş,güneş doğmuş bir haberim ben dünyadan,benim bütün dünyam sensin,
Ne ayın,ne güneşin hükmü yoktur gözümde,karanlık dünyama doğan ayımsın içimi ısıtan güneşim..
Sen yoksan virandır dünyam,yıkılır üzerime bir Çığ misali sensizlik,kesilir sensiz nefesim,
Sen mutlu ol razıyım,bitsin nefesim,kara toprak olsun sonum,sen ölme.! Ben öleyim yar…!
Kıyamam sana.
Seni sevmek ecelse varsın kendi ellerimle kefenimi şimdi yine kendim dikeyim…….
Senden ayrılmak ölümse varıp kibriti şimdi yine kendi ellerimle çakayım…..
Selam olsun benim dilimle, sana ve o güzel kalbine ey .! rahmanın nuru…..
Gel ne yapacaksan sen yap beni ele verme..sen ölme.! Ben öleyim yar…!
Kıyamam sana
Ben bende değilim artık,aklım,kalbim,ruhum sende baktığım duyduğum her şeyde sen varsın..
Elimi uzattığımda ellerini tutacak kadar yakın ama düşlediğim bir hayal kadar uzaksın..
Aşkın ateşten gömlek,sevdan işlemiş kanıma.var eden şahidim olsun,temiz çıkarsız aşkıma,
Ayrılığı düşünmek ölüm,seninle ölüme kucak açmak vuslattır bana sen ölme.! Ben öleyim yar…!
Kıyamam sana..
Gözünde şimdi çakmak gibi çakan,kalbine de güneş gibi yakan bir aşkı koyduk
Kimse üşütemez artık senin bedenini ve gözlerini karanlığa mahkum edecekleri biz kovduk
Yüksekler var artık senin sevdanda ve onlara sevdiren biri vardı seni, işte biz oyduk
Şimdi yeni bir dünya kur kendine kuramazsan biz varız yerine sen ölme.! Ben öleyim yar…!
Kıyamam sana.
Her geceyi sabah olsun diye beklerken bin dertle ,bin hüznü eklersin mazlum olan kendine
Dipsiz bir kuyuya atılmış gibi dermanın kalmamış başın hep yukarda, dizlerin yerde iken bile
Ben seni unutmam öleceğim biliyorum ama seni o büyük özlemle bekleyeceğim o günde
Kalk ayağa ey nur anası, ey nur parçası biz geldik yerine sen ölme.!Ben öleyim yar…!
Kıyamam sana
Yaralı bir serçe göğsümün sol yanına sığınan, kanadı kırık, ruhu paramparça
Daha uçmayı öğrenemeden vurulmayı öğrenmiş, hem de yakın sandığı uzaklardan…
Hayat hep böyle mi sürer yürekler arasında bunca yüreksiz, bunca vefasız ve sen böyle yalnız.
Sürmezmiş işte, öyle bir yüreğe göç eder ki yüreğin, tek başına bir dağ başında,
Düştüğün zindan köşelerinde, en içinden çıkılmaz sandığın dertlerde bile
Ne yalnızlık ne keder vuramaz seni, yüreğinde o en yakınken
Yüreğine düştüğüm yüreğimi yakan yangın yüreklim sen ölme..! Ben öleyim yar…!
Kıyamam sana
Hasretin mi derin, derin yüreğimi sızlatan, günlerimi asırlar diye önüme seren aşk fermanın
Her dakika yüreğimi bir hançer gibi vuran ak,nerede vurulacak boynum hangi geçmez zamanın…
Önümde uzanıp duran bu uçsuz bucaksız ve de dipsi okyanuslar gibi seni seninle aradığım
Ve menzilinde senin olduğunu bildiğim bitmek bilmez bu yol, hangi bilinmez mekanım
Zaman ve mekan tanımaz sevdasıyla yandığım, sen ölme..! Ben öleyim yar…!
Kıyamam sana
Çepeçevre sarılmış dört bir yanım hangi yana koşsam bir duvara çarpıyor canımı yakıyorum
Kıyamam kimselere, ağlarım sessiz ve kimsesizce, kıyılırım kıyamadığın gül yüzlü kaktüslerce bitiyorum
Elimi uzatıyorum tutulur ümidiyle, bir kelepçe bir pranga daha, hayırsız ellerce vuruluyorum
Özgürlük ümidiyle koştuğum her kapıdan esaretle dönüyor tekrar, tekrar yaralanıyorum
Ve sen düşünce gönlüme gülüm her şeye rağmen özgürlüğü yudumluyorum
Özgürlüğü kendimi kalbine hapsetmekte bulduğum sevgili sen ölme..! Ben öleyim…!
Kıyamam sana
Düşmeye görsün gözlerinden damlalar, düşüp de yüreğime parçalar beni
Zerrelere bölünür havaya karışırım, seni da o dem gözyaşlarınla yarışırım
Sensizliği seninle, yokluğu seninle aşar ,sen gelecen diye coşar seninle koşarım
Hayatı sen varsın diye yaşar, her çileyi sen varsın diye yudumlarım sen ölme ..! Ben öleyim yar…!
Kıyamam sana
An gelir simsiyah bir duman kaplar günümü, boğulurum karanlıklarda ve yorulurum
Pencereyi sen gel diye açarım, nefesi sen diye alır, gözlerimi sana kaparım
Fırtına kopmuş ..sel götürmüş evimi yurdumu seni bur da bekliyorum…..
Ne demişler sel gider kum kalır,o gitsin gelirsen seni selin kumu gibi bekliyorum……
Özledim seni bana getiren rüzgarı arkasında fırtınada barındırsa sen ölme yar..! Ben öleyim…!
Kıyamam sana
Yüreğimdeki sessizliği gözlerin bozar deli yağmurlar gibi herkes beni yağmurlar ıslattı sanır
Sen doğarsın ömrüme ömrüm baharı bulur, gözlerime bakanlar beni gül dalı sanır
Bakarlar gözlerime öylesine boş bakışları insanların ama insanlar beni sana aşkımdan tanır
Bilmezler içimdeki o ışıltı sen, gördükleri sen, yaprağına düşmüş çiğ tanesi ben
Sığınırım kuytuna kokuna bürünürüm bensen sen ölme yar.! Ben öleyim…!
Kıyamam sana
Seni seviyorum demek hiç bu kadar anlamlı olmamıştı haykırıyordum için ,için
Lisan hiç bu kadar çaresiz kalmamıştı bir yüreği yüreklere anlatmak da, bu düzen ne biçim
Ve hiç bir yürek bu kadar kıskanmamıştır bir başka yüreği böyle bir aşkı taşımak için
Ve hiç bir aşk hayatı böyle anlamlı kılmamıştır sen ve ben varken, anlamsız hayatlar için
Varım ben bu hayatta sırf senin için ama ne olur sen ölme yar…!Ben öleyim …!
Kıyamam sana

Alıntı

Cevdet bağca / Bilesin

Bilesin
Saçlarında rüzgarları bulduysam
Gözlerinde yağmura dokunduysam
Yakınım sen uzağım sen olduysan
Sana olan sevdamdandır bilesin

Dağlarını yol edip yürüdüysen,
Tuzunu yarama melhem bildiysem
Yollarıma milyon kere öldüysem
Sana olan sevdamdandır bilesin

Yar diye koynuma seni aldıysam
Seninle tutuşup senle yandıysam
Günü gelip bir başıma kaldıysam
Sana olan sevdamdandır bilesin

Cevdet Bağca / Bilesin

iki gülücükk

Ne gidecek kadar cesur,

Ne kalacak kadar güçlü

Kendi kendime yabancı

Bir masal yolcusuyum…”

Şahdamarımın atışında bir aşk bu…Bir masal perisinin sihirli değneğinin

ucundaki ışıltılı yıldız..”.Hayır” diyemez insan bu parlak coşkuya…Sonra bir

gün gelir yeniliverir kahraman, yüreğini kötülüğün bürüdüğü devin

hoyratlığına…Al ipekli, gümüş sicimlerle sardım sarmaladım seni bir kuytu

köşede, ellerin uzanamayacağı bir saraya…Hapsoldun sevdama çarpışan iki gözün

yarattığı bir zindanda…Gönüllü tutsağın oldum, esaretinde seni yalnız

bırakmamak adına!

“Alazlanan bir yüreğin

Çatlak sesi kulaklarımda

Özünü eritip akıtmış

Yangınımın en alevli yerine.”

Emanetin; yüreğin, gözyaşların sımsıkı tutundu sevdalı gecelerime. Korkma

birtanem, hiç üzer miyim kanımla adını yazdığım, alt tarafı bir yumruk

büyüklüğündeki parçamı…Kanatır mıyım sanıyorsun? Boğar mıyım gözyaşlarını

kanımla…Kutsal tüm bedenim. Dudaklarınla mühürledin

“Ben sende saklı,

Sen kaderime büyük harflerle yazgılı

Yenilmeyen bir de AŞK var

Yaman mı yaman bir deli savaşçı”

Zamanın acımasız hükümdarlığına yenilir bu aşk dediler. Kilometrelerin koca

kuyusunun içinde yitip gider…Gözden ırak olan gönülden de ırak olur diye

kandırmaya çalıştılar…Birbirimizin yapraklarına dolanan iki sarmaşık olduk.

Mesafeler uzayınca, yeşillerimiz yeni filizler verdi. Denizler ayırmaya kalksa,

sarmaşıklar yüzmeyi öğreniverdi! Yoklukları, barındırdığı o deli tutkuyla

varlığa çevirdi. Ve asla yenilmedi…

“Gözbebeğinle seviştim ben ilkin,

Kalbimi öptü gülen bir çift kahve çekirdeği

Belki bu yüzden hiç silinmedi bedenimden

İki gülücüğün kırmızı izi”…

yitirişlerim bitti artık..aşkı da kirlettik..

İçimde Bi burukluk var bu aralar..
Yoklugunun buruklugu belki.. Geçer Diyorum hep geçer…
Kim Ölmüş ki Aşktan ben öleyim diye avutuyorum kendimi.
Gerçekten ölmem dimi diye affallıyorum sonra.
Ölüm korkusu sarıyor herbir yanımı
İçim dahada burkuluyo,yaralarım gene kanıyo
Düşünüyorumda Ölüm kadar acı degil ya yoklugun..

Yitirişlerim bitti artık..
Yitirecek birseyim olmadıgından degil,Bedenimin yorgunlugundan..
Seni yitirmemin sebebide bu degilmiydi aslında.
Kalbimin yenikligi,Duygularımın Acizliği degilmiydi..

Bazen gözlerimi kapatıyorum annem geliyo aklıma
“Yapma kızım ! Ağlama..” diyor.
Peki anne diyecek oluyorum hıçkırıklarım durduyo beni.
Elim telefona gidiyor annemin sesini duymak istiyorum omzunda ağlamak istiyorum..
Sonra asıl sözleri geliyor aklıma
“Askı bu kadar iğrençlestirdiniz “diyor bana
O an ne gülümsemesi kalıyor hayalimde nede varlıgı
Yerin dibine giresim Geliyor..
Midem bulanıyo.. Kalbim sancıyo
Dahada vuruyorum içkiye kendimi..
İçmek… İçmek.. İçmek istiyorum..
Ben yapmadım anne,aska zararım dokunmadı sadece sevdim
Nasıl anlatacagımı bilemedikçe içiyorum içiyorum içiyorum..
Hiçbirşey uyuşturmuyo beynimi
Artık midem beni bile kaldırmıyo

İçimdeki burukluk bir kez daha sancıyo..
Bizim yaptıklarımız hem seni, hem beni…
… Hemde askı kirletmiş simdi anlıyorum…

</3 </3 </3

Susma Ömrüm; Yol Kesil Cehenneme..!

Parça Tesirli Sancılar Düşüyor Kalbime …

Düştükçe Uçurum Sancıdıkça Aşk …

Ve Aşklaştıkça Kalp…

Daha Çok Parçalanıyor Hayat …

Yaklaştıkça Daha Bir Özlüyorum …

Kabul Ediyorum Galibimsin …

Ve Ben Her Şeyini Savaş Alanında Bırakan…

Mağlup Bir Komutan Gibiyim Şimdilerde …

Tüm Zaferlerimi Sende Yitirmiş…

Kör Bir Şahinin Gözleriyle Yol Arıyorum Kendime ;

Sana Çıkmayacağını Bildiğim Yolları …

Görmekten Korkuyorum Belki de Kim Bilir …?

Çıkmaz Sokaklarda Kısır Kalıyorum Döngülere …

Ve Ben Dönemezken Kendime…

Labirentlerinde Kaybolmuşken…

Sağım Sen Solum Sen…

Yolum Sen Yönüm Sen Olmuşken…

Senden Gayrisine Yok…

Yokluğuna Ram Olmuşken…

Susma Ömrüm …!

Yol Kesil Cehenneme …

Keskin Bir Virajsın İçimde Bir Türlü Alamadığım …

Ne Zaman Geçmeye Kalksam Senden…

Ya Bir Uçurum Boşluğu…

Ya Bir Şarampol Oluyor Sonum …

Uzanan Elleri Tutmuyorum …

Yüreğime Taktığın Alyans Tutuyor İçimi…

İçini Bırakmıyorum …

Dul Bir Hasrete Yâd/igar Kalıyorum Ötelerde …

Yar Dediğimi Ağyar..

Yaban Dediğimi Yar Sanıyorlar …

Sancılanıyorum Sessizliğine…

Tam Vakti …!

Susturucu Takılmışken Yüreğime …

Haykıramazken …

Her Kurşun İçimi Parçalarken…

İnfilak Ederken İsyanlarım Sensizliğe…

Ve Akarken Gözümden Irmak Irmak…

Susma Ömrüm …!

Ateş Kesil Cehenneme ..

Tüm Piyonlarım TükendiElimde Bir Şah …

Nereye Koysam Kendine Mat Çekiyor …

Cemreler İhanet Ediyor Adına…

Aslı Hükümsüz Kendini Bile Isıtmıyor…

Adım Lâl Kalıyor Zemheri Ayazlarına…

(D)üşüyorum …

Muhaciri Değilim Gayrı Bu Araf’ın…

Ne Cennet Kokabiliyorum Ne Cehennem Yanabiliyorum …

Kendimsiz Bir Kent Kuruyorum Yokluğunun Sokağına…

Baykuşlara Sakinlik Yapıyor Kentimin Issızlığı …

Sesine Parazit Yapan Bir Sesle Yıkılıyorum ;

Uğraşma Aşk Kaldıramazsın …!

Kumdan Kaleler Gibi Bir Rüzgârlık Değil…

Bir Cümlelik Yıkımlarım …

Bilmem ki Hangi Richter Ölçer Sarsıntılarımı…

Artçı Sellere Verirken Sitemimi …?

Sana “Sus”arken Ölüme “Su”sarken…

MüptelâsıykenKahramanı Bıçaklanmış Masalların …

Aşk İçin Âşıkları Ezip Geçmişken…

Susma Ömrüm …!

Şehâdet Getir Cinnetime …

Öznesi Sen Olan Bir Ömre Verdim Adını

Ki Ölüm Yar Olana Kadar…

Tek Yâr Dediğim Ol Diye…

Sana GeldimÖlüme Yâr Etme Diye …

Susma Diye Çırpınışlarımın Tek Müsebbibisin …

Biliyorum Aldırmıyorsun …

Dönmeyeyim İstiyorsun Sultanlığına …

Ve Aslında Aşk’tan Korkuyorsun …

Zulmetin Sırtımda Yama Olurken Yar/alarıma …

Hani Olur Da Geldiğimde Bir Gün …

Kapanacaksa Yüzüme Şehrinin Kapıları…

Her Lisanı Lâl Bırakan Bakışlarım …

Anlamını Yitirecekse Eğer …

Ve El Elini Tutacaksa Ellerin…

Elimde Değil Yanacağım ;

O Vakit Gülüp Geçeceksen Yangınlarıma…

Sarmayacaksan…

Benimle Kınanıp Benimle Yanmayacaksan…

Cennetten Kovulmayı Göze Almayacaksan…

Bir Sözüne Çölde Vaha Gibi Susarken …

Öyle Umarsız Susacaksan …

Sen De Sus Ömrüm …


Sus …!

Sus Ki Ölüm Bana Yâr…

Ben Ölüme Yâr Olayım …

Sen Toprak Kesil Cesedime …!

Aşk Şiirleri


____SeninAdınAşk___
Aşkının ateşi yaksın yok etsin herbir zerremi
Hayelin heran her dakika dursun yanıbaşımda
Yalnızca suskunluğun anlatsın
Aşkın adını ve sadece gözlerin söylesin en güzel şarkıları
Çok özlediğimde bile
Ellerinin kokusu kalsın bende tükenmek bitmek nedir bilmesin
İlkkez yaşıyor gibi yaşayalım her günü ve
Nedeni olmasın hiçbirşeyin sadece adın aşk olsun senin


Sensiz Ne Yapacağımı Bilemedim
Sensiz ne yapacağımı bilemedim..
Senin için inlemedim…Hergun.
Kurşun gibi deldi kalbimi.. sanki aşkın..
Ne yapıcam dedim..Fikir veren, olmadı..

Sevdim..Ama kimse anlamadı..
Söyledim ama, deli dediler…Hor gördüler..
Ağlamam..Gururum var , benimde..
Sevdim ben sevdim…Anlayan yok!

Yüreğim sızlar, sen diye..
Seviyorum diyip gelmedin diye..
Sevdim ben sevdim…
Her geçen gün öldüm..

Seni seviyorum……
Seni sevdim, yanlız biliyorsun bunu
Ellerim boş, bitsin artık oyunun..
Nedendir bilmem, kalbim çıkacakmış gibi çarpar
İllede ölmem gerek anladım bu gece

Seni Seviyorum
Sevdim kardaş sevdm..Tek günahım bu..
Ekledim bir yıldız..daha gökyüzüne
Var, olan bir kalbim vardı oda gitti
İllede ölmem gerek anladım bu gece
Yalnızda,yaşarım ben yalnızda
Onun bunun lafına inandım yapayalnız bıraktın beni
Rüzgar,sevgimi alıp götürdü artık
Umutlarımı bırakıp gittim ben..Sensizliği kabullendim
Melek, gibi yüzün

Yorumlarınızı Beklerim….

Aşkta Yarin Yoktur Sevgili !!

Çağır beni çağırda büyüsün içimde biriktirdiğim bütün yalnızlıklarım!
Adım adım büyür yalnızlık yürüdükçe devasallaşır kimsesizlik!
Dur!Ne olur Sende gitme!
Yalnızlığın üzerime yüklediği bu sessizlik artık beni boğuyor.
Buradayım baksana karanlığın tam ortasında.
N’olur artık gitme. Sana çok ihtiyacım var.
Kurtulmak istiyorum ama koşamıyorum.Çaresizlik öyle bir bulaşmışki bu sokaklara takılıp düşüyorum.
Off.. bu kadar mı zor sen bu kadar mı zor sensizlik!! Canım o kadar çok acıyor ki.. Artık bağırmak istiyorum sesimin yettiğince.
Bağıra bağıra ağlamak ve haykırmak istiyorum “Anla artık anla!! seni seviyorum” diye.
Ama olmuyor işte. Ve yine o şarkı başlıyor bir uğultu misali;
“gitme nolur gitme itirazlar elimde değil
yalnızım yalnızız yalnızlıklar elimde değil
düşerken son birkez yalana benimsin benim
yalansan yalanı severim elimde değil..”

Biliyormusun…..
“Seyirci kaldıysam bu yürek yangınlarına..Her yıla bir nefes tutar oldum..
Arta kalan küllerden..Kurşuni sevdalara bir adım var..
Lakin..
Yüreğime adım geçmiyor..
Ömür defterimden hüzün yapraklarını yırttım..
Ama..
Yüreğine adı’mı astım..”

Ayrılıyorum…

Bazen dostlarim soruyorlar…
ne zamandır yanlızsın.
sahi ne siz ne zaman ayrilmiştiniz diye
ocak diyorum buz gibi bir kıştı..
bir pencerenin önünde duydum ayrilik haberini.
“o artik yok.” gibi bir cümle döküldü dudaklarimdan…
efkar..

Dostlarim soruyor bazen siz ne zaman ayrilmiştiniz diye
ağustos diyorum kan ter içerisinde kalmiştim.
ellerimden poşet gibi torba gibi önemsiz birşey kayip gidiverdi..

dostlarim bazen soruyorlar ne zaman ayrildiniz siz sahi.
bahar diyorum bazi çiçekler açıp açmamakta kararsizdi.
geçikmiş yağmurlar vardi..
birden bire gitti…

dostlarim soruyor bazen ne zaman ayrilmıştınız diye;
son bahar diyorum.. galiba eylül
baba olmayi bekleyen gözleri ışık ışık
avazi cıktıgı kadar bağirmayi hazırlanan neşe içerisinde bir adamdım…
anneyi ve bebeği kaybettik. dedi
sana çok benzeyen bir hemşire

dostlarim soruyorlar ne zamandır yanlızsın
ne zaman ayrildin sen diye..
biLmiyorum…
herzaman soruldugunda yalan söylüyorum..
galiba ben her sabah uyandigimda senden yine ayriliyorum..

seni seviyorum


ılık bir rüzgar esti, Nereden geldi bilmiyorum…
nereye gidiyorsun diye sordum..
Özlenen herseye dedi.. Aklima sen geldin.
cünkü özlenen bir tek sendin…
Eger insanlara bos elimi uzatir ve birsey alamazsam cok üzücü;
Ama asil ümitsiz durum;
Dolu elimi uzatip kabul edecek kimseyi bulamamamdir…
Hic yüz vermedim günese bugün..
Resmini gösterip hava attim ciceklere..
Adini zipkinla kazdim gögün en yüksek yerine…
Bir de SENi SEViYORUM diye bagirdim duydun mu?
Hayalin hafizamdan silinene kadar,
izdirabin saclarim dökülene kadar,
Aglamaktan gözlerim kör oluncaya kadar Her dakika Seni Sevecegim…
Sen hic Bugulanmis cama “SENi SEViYORUM” yazip,
Harflerin arasindan disariyi seyrederek,
Kar taneleri altinda Sevdigini hayal ettin mi??
Seni ne yagmurlar,
seller koparabilir kalbimden,
Ne de deli gibi esen firtina,
cünkü bir agacin topraga kök salmasi gibi baglandim sana..
Kulaklarim sessizlige, gözlerim sensizlige,
Gönlüm katlanirsa derde,
Anlami yok yasamanin..
Nefes almak bosuna..
Senin olmadigin yerde …
Bulutlarin gözyaslari pencerene vururken,
Düslere daldigin bir gecede,
Hangi hayaller sana uyumayi unutturuyorsa,
Gelecek sana onlari yasatsin…
icinde öyle umut tasi ki Onu senden kimse alamasin.
Gözlerin hep gülsün,
mutlulugu hep sende arasinlar.
Ama onu kalbinde öyle sakla ki,
Gercekten isteyen bulsun…
Her aya bakisinda beni hatirla, Yildizlar gözlerine takilirsa,
Gözlerine baktigimi sakin unutma,
Bir yaprak düserse avuclarina,
Ellerimdir sakin birakma….
Hayatin bir sevgi öpücügü kadar doyumsuz,
Sevinc gözyaslari kadar güzel,
Seven bir kalp kadar heyecanli,
Askin dokusu kadar masum,
Bir gül kadar gururlu olsun…Askin Kalbindeyse..
Mutlulugun elindeyse, istedigin iki kelimeyse SENi SEViYORUM…

Güvercinim

Güvercinim gözlerimi uzaklara dikip de
yalnızlığıma ağlarken
martıların asaletini keşfettim dedim
yanımdan kaçıp gittin
sen bir güvercin olabilirsin
ama kıskanma martıları
dost olmayı bil
senden üstün olanlarla.
sonra benim gibi yapayalnız kalma
ağlama sende uzayıp giden bu yollara bakarken,
kapın çalmazken
yolunu gözlediğim var da
yolumu gözleyen niye yok diye ağlama
sen dost olmayı bil

Aşkın Acı Hali

Aşkın Acı HALİ

Tam göğsünün ortasında bir yerin acıyacak…
Evinin, seni içine sığdıramayacak kadar dar olduğunu fark edeceksin…
Sokağa fırlayacaksın…
Sokaklar da dar gelecek…
Tıpkı vücudunun yüreğine dar geldiği gibi…
Ne denizin mavisi açacak içini, ne pırıl pırıl gökyüzü…
Kendini taşıyamayacak kadar çok büyüyecek, bir yandan da kaybolacak kadar küçüleceksin…
Birileri sana bir şeyler anlatacak durmadan…
“Önemli olan sağlık.”
“Yaşamak güzel.”
“Boş ver, her şey unutulur.”
Sen hiçbirini duymayacaksın…

Gözyaşlarından etrafı göremez hale geleceksin…
Ondan, ölmesini isteyecek kadar nefret edecek, az sonra kollarında ölmek
isteyecek kadar çok seveceksin…
Hep ondan bahsetmek isteyeceksin…
“ölüme çare bulundu” ya da “yarın kıyamet kopacakmış” deseler başını
kaldırıp “ne dedin?” diye sormayacaksın…

Yalnız kalmak isteyeceksin…
Hem de kalabalıkların arasında kaybolmak…
İkisi de yetmeyecek…
Geçmişi düşüneceksin…
Neredeyse dakika dakika…
Ama kötüleri atlayarak…
Onunla geçtiğin yerlerden geçmek isteyeceksin…
Gittiğin yerlere gitmek…
Bu sana hiç iyi gelmeyecek…
Ama bile bile yapacaksın…
Biri sana içindeki acıyı söküp atabileceğini söylese, kaçacaksın…
Aslında kurtulmak istediğin halde, o acıyı yaşamak için direneceksin…
Hayatının geri kalanını onu düşünerek geçirmek isteyeceksin…
Aksini iddia edenlerden nefret edeceksin…
Herkesi ona benzetip…
Kimseyi onun yerine koyamayacaksın…
Hiç bir şey oyalamayacak seni…
İlaçlara sığınacaksın…
Birkaç saat kafanı bulandıran ama asla onu unutturmayan…

Sadece bir müddet buzlu camın arkasından seyrettiren…
Bütün şarkılar sizin için yazılmış gibi gelecek…
Boğazın düğümlenecek, dinleyemeyeceksin…
Uyumak zor, uyanmak kolay olacak…
Sabahı iple çekeceksin…
Bazen de “hiç güneş doğmasa” diyeceksin…
Ne geceler rahatlatacak seni ne gündüzler…
Ölmeyi isteyip, ölemeyeceksin…
Belki çivi çiviyi söker diye can havliyle önüne çıkana sarılmak isteyeceksin…
nafile…

Düşüncesi bile tahammül edilmez gelecek…
Rüyalar göreceksin, gerçek olmasını istediğin…
Her sıçrayarak uyandığında onun adını söylediğini fark edeceksin… Telefonun çalmasını bekleyeceksin…
Aramayacağını bile bile…
Her çaldığında yüreğin ağzına gelecek…
Ağlamaklı konuşacaksın arayanlarla…
Yüreğin burkulacak…
Canın yanacak…
Bir daha sevmemeye yemin edeceksin…
Hayata dair hiçbir şey yapmak gelmeyecek içinden…
Onun sesini bir kez daha duymak için yanıp tutuşacaksın…
Defalarca aradığı günlerin kıymetini bilmediğin için kendinden nefretedeceksin…
Yaşadığın şehri terk etmek isteyeceksin…
Onunla hiçbir anının olmadığı bir yerlere gidip yerleşmek…
Ama bir umut…
Onunla bir gün bir yerde karşılaşma umudu…
Bu umut seni gitmekten alıkoyacak…
Gel gitler içinde yaşayacaksın…
Buna yaşamak denirse…
Razı mısın bütün bunlara…?
Hazır mısın sonunda ölüp ölüp dirilmeye…?
O halde aşık olabilirsin

aşk mı buyur

bari bir acı olarak kal içimde

Madem ki birtanem değilsin
Bari bir acı olarak kal içimde
Ona da razıyım ben

Ölene dek çekerim
Sanma bir gün nefret ederim
Aksine seni öyle de severim
Sırf seni hissetmek için

Ister baş ağrısı ol
Ister kalp ağrısı ol
Istersen de ölümcül bir hastalık ol
Hiç yakamı bırakma
Ama yeter ki bir şekilde içimde ol

Belki çok inlerim
Dayanamaz hale gelirim
Belki de güzel bir şarkı der
Ölene dek dinlerim
Sanma bir iki satırı silerim
Ne varsa içime çekerim
Hemde bir nefes misali

Sana söz veriyorum
Hayat içime siner
Zaten gerçek aşık
Kendini böyle ifade eder

BİTANEM

birtanem sabahı bekledim saatlerce
ama ya sonra
sen yoksun ya şimdi
korktum belki sabah olmaz diye
olsa da sen yoksun diye…

Sevdam İstanbul, kırık hayallerin şehri…
Uzaklara prangasın…
Masum çocuğun hüzünleri sarar yoksan beni…
Yakacağım…
Yoksun sen…
Geçtiğin her yeri…
Huzun ve sevda

Şimdi bir gündönümündeyiz artık
Ve elveda demenin zamanıdır hüzne
Çok zor bir aşk aratıyorsun,
Gözlerine her bakışımda beni ağlatıyorsun. Ben tayfun
Birtanem bu aşkı benim bedenimde parçalıyorsun.

Acımıyorsun söylerken,
Ama sana şunu belirteyim hayatım:
Ben aşkı seninle yüceltip,seninle alçattım.
Kahpe dünyamda,bana gerçeğinde oyun olduğunu anlattın.KN

En tatlı rüyalarımdan birini görüyorum;
Sıcak bir kumsalda,
Ay ve yıldızlar şahidimdirki ben seni çok SEVİYORUM

Öyle İçimdesin Ki

Öyle İçimdesin Ki

Öyle içimdesin ki. Yanağımda dolaşan rüzgardan daha gerçek dokunuşların. Küçük, ürkek, kesik dokunuşlarınla, belki de her zamankinden daha yanımdasın. Yani öylesine, o kadar bensin ki. Ah nasıl anlatsam. Boşuna bu çabalarım, doğru kelimeleri aramalarım. Ne kitaplar yazıyor, ne de sözlüklerde karşılığı var.
Yalnızca hissediyor insan, yaşıyor. Kelimeler eksik, kelimeler yaralı. Kelimeler cılız.

Taşımıyor, anlatmıyor, tanımlamıyor bu duyguyu. Ben de. Çok başka bir şey. Sevginin ortasında, derin acılar hisseder mi insan? Aydınlık gülümsemelerin içine, hüznü yerleştirir mi durup dururken? Gözlerine buğu, diline sitem, yüreğine burukluk, çöreklenir kalır mı asırlarca?

Gelmeyeceğini bildiği mektup için, posta kutusunu hep aynı heyecanla açar mı? Dedim ya, başka bir şey bu. Ne kadar yalnızsam, o kadar seninleyim şu günlerde. Belki de en başta, tutup seni en derinlere koydum diye oldu bunlar. Kimseler ulaşmasın diye, kimselerin bilmediği, bulamayacağı yollara götürdüm seni. En derinlerde tuttum. Bana sakladım. Derine, hep daha derine.

Seni yapayalnız, bir tek bana bıraktım. Paylaşamadım yanlış yaptım. Sana ulaşan yolları kaybettim diye bütün bu şaşkınlıklar. Kendimi oradan oraya vurmam. Sağımda, solumda, ne zaman dikildiğini bilmediğim duvarlara çarpmam, hiç görmediğim çukurlarla boğuşmam. Denizlerin, gürültüyle gelip vurduğu dehlizlerin, acılı duvarları gibiyim.

Duvarlarım yosunlu, duvarlarım kaygan, duvarlarımdan hiç tükenmeyen sular sızıyor. Tutunamıyorum. Renklerim, gün içinde değişiyor. Soluyorum, soğuyorum. Güneş ulaşmıyor içerilerime. Küfleniyorum, yaşlanıyorum. Yalnızlıklar peşimde. Dokunduğum her ıslak duvardan, pis kokulu bir yalnızlık bulaşıyor üstüme. Biliyorum, bütün bunlar, hep benim suçum.

Seni sakladığım yere ulaşamaz oldum. Yollar, gitgide uzadı ve karıştı. Ümidimi ısıtacak, parlatacak, kımıldatacak bir şeylere ihtiyacım var. Ah onun ne olduğunu biliyorum. Sonu sana geliyor her cümlenin. Her şeyin başında içinde ve sonundasın. Bu değişmiyor. Öyle içimdesin ki. Birden aklıma geldi, tuttum sana bir mektup yazdım dün.

Çok mutluydum. Gün içinde neler yaptığımı, nelere kızıp, nelerle mutlu olduğumu, tek tek anlattım. Mevsimlerin ve insanların nasıl karışık ve beklenmedik olduklarını yazdım.

“Yine zamansız yağmurlar” dedim, “Daha önce, hiç bu kadar zayıf değildi güneş ışınları” dedim, “Gerçekten buradaki şarkıları hiç öğrenmeyecek, bilmeyecek, söylemeyecek misin?” dedim. Çok uzun bir mektup oldu. Başından sonuna kadar okudum.

Neler yazmışım diye merakımdan.

Sonra çekmecemden bir zarf çıkarıp, adını yazdım. Büyük harflerle, yalnızca adını. Adresini bilsem gönderir miydim, bilmiyorum. Mektup cebimde. Cebim yüreğime yakın. Yüreğim sende. Sen yüreğime yakın. Öyleyse mektup sende.

yanlış bilmeyin beni

yanlış bılmeyın benı
mahcup bırıyım dıye
bende sevdım
hemde delıcesıne
bır bakısla bıle yuregımın hopladıgı cok oldu

yanlış bılmeyın benı
sevdım bazen yuzu guzel
yüreği çirkin birini
bazen hem yuzu guzel hem yuregıgüzeli sevdim..
söyleyemedım..

yanlış bılmeyın benı
sevildim de
imzasız mektuplar aldım
içimde gizli bır sızı kalsada
sevindim sevıldıgıme
bir mektup arkadasıda sevdı benı
ama hıc kımse ılk goruste sevemedı sevemezde…

yanlış bılmeyın benı

şarkılarla agladıgım oldu
…..ölümü düşündüm care dıye
güldüğüm oldu aglayısıma
sevmeden yasadıgım o gun ıse olnmadı

yanlış bılmeyın benı
yar dıye sevenım azsada
dost dıye sevenım cok oldu
dert anlatmaktan cok dert dınledım
cok kez umutsuzken umut verdım
içim aglarken gulumsedım

yanlış bılmeyın benı
guldum eğlendımde
eller gıbı olmasada
kahkaha atmısımdır,belkıde…….

Sen Gideli

Sen gideli kuşlar uçmaz oldu

Çiçekler bir anda soldu

Bana sualler soruldu

Yolum kötü bir yoldu

***

Sen gideli Yıldızlar bana küstü

Bir anda bir Yıldız düştü

İçimdeki sevgi bir anda katılaştı

Çevremdeki insanlar gittikçe yozlaştı

***

Sen gideli sabahlar olmuyor

İçim yanardağ gibi yanıyor

Düden şelalesi gelse

Söndüremez bunu her kes biliyor

***

Sen gideli sessiz kaldım

Hayatıma yeni bir sayfa açmaya çalıştım

Ama hiç bir zaman başaramadım

Ben hayata tutunamadım

***

Sen gideli Sandıklı sessiz kaldı

Canım öyle bir yandı

Ölmeyi düşündüm olmadı

Ne haldesin diye sormadı

Mehmet Işıldak

Aşkın Tarifi

Tam göğsünüzün ortasında bir yeriniz acıyacak….
Evinizin sizi içine sığdırmayacak kadar dar olduğunu fark edeceksiniz…
Sokağa fırlayacaksınız..
Sokaklarda dar gelecek..
Tıpkı vücudunuzun yüreğinize dar geldiği gibi…
Ne denizin mavisi açacak içinizi, ne pırıl pırıl gökyüzü…
Kendinizi taşıyamayacak kadar büyüyecek,
Bir yandan da kaybolacak kadar küçüleceksiniz…
Birileri size bir şeyler anlatacak durmadan…
‘ Önemli olan sağlık.’
‘ Yaşamak güzel !’
‘Boş ver her şey unutulur.’
Siz hiçbirini duymayacaksınız..
Göz yaşlarınızdan etrafı göremeyecek hale geleceksiniz…
O’ndan ölmesini isteyecek kadar nefret edecek,
az sonra
kollarında ölmek isteyecek kadar çok seveceksiniz…
hep ondan bahsetmek isteyeceksiniz…
‘Ölüme çare bulunda’ ya da
‘ yarın kıyamet kopacakmış !’ deseler
başınızı kaldırıp
‘ne dedin?’ diye sormayacaksınız…
Yalnız kalmak isteyeceksiniz..
Hem de kalabalıkların arasında kaybolmak…
İkisi de yetmeyecek,
Geçmişi düşüneceksiniz…
Neredeyse dakika dakika
Ama
Kötüleri atlayarak…
Onunla geçtiğiniz yerlerden geçmek isteyeceksiniz…
Gittiğiniz yerlere gitmek…
Bu size hiç iyi gelmeyecek ama
Bile bile yapacaksınız…
Biri size içinizdeki acıyı söküp atabileceğinizi söyleyecek olsa,
Kaçacaksınız..
Aslında kurtulmak istediğiniz halde,
O acıyı yaşamak için
Direneceksiniz…
Hayatınızın geri kalanını onu düşünerek geçirmek
İsteyeceksiniz..
Aksini iddia edenlerden nefret edeceksiniz…
Herkesi ona benzetip,
Kimseyi onun yerine koyamayacaksınız…
Hiçbir şey oyalayamayacak sizi..
İlaçlara sığınıcaksınız…
Birkaç saat kafanızı bulandıran ama
Asla onu unutturmayan…
Sadece bir müddet buzlu camın arkasından
Seyrettiren…
Bütün şarkılar sizin için yazılmış gibi gelecek..
Boğazınız düğümlenecek,
Dinlenemeyeceksiniz…
Uyumak zor, uyanmak kolay
Olacak…
Sabahı iple çekeceksiniz…
Bazen de ‘ hiç güneş doğmasa !’
Diyeceksiniz…
Ne geceler rahatlatacak sizi,
Ne gündüzler..
Ölmeyi isteyip ölemeyeceksiniz…
Belki çivi çiviyi söker diye
Can havliyle önünüze çıkana sarılmak isteyeceksiniz…
Nafile!
Düşüncesi bile tahammül edilmez gelecek..
Rüyalar göreceksiniz…
Gerçek olmasını istediğiniz…
Her sıçrayarak uyandığınızda onun adını söylediğinizi fark edeceksiniz..
Telefonun çalmasını bekleyeceksiniz…
Aramayacağını bile bile…
Her çaldığında yüreğiniz ağzınıza gelecek..
Ağlamaklı konuşacaksınız arayanlarla…
Yüreğinizi burkulacak…
Canınız yanacak..
Bir daha sevmemeye yemin edeceksiniz..
Hayata dair hiçbir şey yapmak gelmeyecek
İçinizden..
Onun sesini bir kez daha duymak için
Yanıp tutuşacaksınız…
Defalarca aradığı günlerin kıymetini bilmediğiniz için
Kendinizden nefret edeceksiniz…
Yaşadığınız şehri terk etmek isteyeceksiniz…
onunla hiçbir anınızın olmadığı bir yerlere gidip yerleşmek…
Ama bir umut..
Onunla bir gün bir yerlerde karşılaşma umudu..
Bu umut sizi gitmekten alıkoyacak…
Gel gitler içinde yaşayacaksınız..
Buna yaşamak denirse…