Babamı dinliyorum gözlerim kapalı Önce bir yumruk hissediyorum hafiften Ardından tekmeler geliyor kafama Uçuyorum havalarda Uzaklarda, çok uzaklarda Annemin hiç durmayan çığlıkları Babamı dinliyorum gözlerim kapalı
Bu dönem sınıfı geçeceğim derken Geliyor sürü sürü kırıklar Ahlar çekiyorum odamda Gözümün önüne geliyor müdürün bakışları Babamı dinliyorum gözlerim kapalı
Seri eller dolaşıyor suratımda Cıvıl cıvıl kardeşlerim odada Hepsi almış takdiri teşekkürü Sırıtıyorum acı acı Babamı dinliyorum gözlerim kapalı
————————————–
BENİM GÜZEL VİŞNELİM
Sevdim seni birkere Kırdın beni bin kere Bendeki kalp değil şişe Doldur sevgini içine…
Okumazsan şiirimi Kırarım ben o şişeyi Seni nekadar sevdiğimi Bilemezsinki vişneli…
Sende meyve suyu yaparım Tüm millete satarım Saçılan o sevgiyi Denizlere bırakırım…
—————————————-
KİMYADA AŞK
Çarpıyor kalbim hızla Belki de kükürt gazla Seviyorum seni ben Sülfürik asitten fazla
Sana olan aşkımda Reaksiyon var benim Gerekirse uğrunda Elektron veririm
Sende istersen eğer İyonik bağ kurarız Olumsuz aşkımızı Atomlarla noktalarız
—————————————–
CEMİLEM
Saçları mısır püskülü gibi Gözleri sucuklu yumurta gibi Ağladımı anasını kaybetmiş sıpa gibi Böğürürsün Cemilem
Hatırlarmısın kuru pilav günlerini Tuvalete girdin mi başlardı bir senfoni Vücudun tam bir koni Mozart gibisin Cemilem
Ayağın çöp bidonu gibi Ağzın Amerikan tuvaleti Göbeğin Çin seddi Birleşmiş milletler gibisin Cemilem
Arabası yepyeni Bindimi iner tekerleri Geç artık birinci vitesi 5 kişiliksin Cemilem
Unuttun mu sumak soğan yiyişimi Unuttun mu toynaklarını silişimi Unuttun mu burnuna soktuğum elimi Balık hafızalısın Cemilem Geri zekalısın Cemilem
Gün geçmiş,yıl geçmiş ne yazar. Her karış torağında bin,şehit bir mezar. Yeryüzünde yaşadıkça,tek dişi canavar. Türk milleti aynı destanı yine yazar.
Sen rahat uyu ey şanlı şehit. Gölgesinde gölgelen al bayrağın. Hangi kem göz sana edebilir nazar. Türk milleti aynı destanı yine yazar.
Yedi cihana yeter yazdığın destan. Gök kubbe ay,yıldız sana verir selam. Çanakkaleyi düşmana yaptınya mezar. Türk milleti aynı destanı yine yazar.
Dünya döndükçe Çanakkale yine geçilmez. Kanınla suladın toprağı hangi canlı seni bilmez. Sen yazdın cihana şanlı tarihi artık kim bozar. Türk milleti aynı destanı yine yazar.
Şefik Aydemir EY KAHRAMAN TÜRK ORDUSU
Çanakkale için akan kanlar Denizdeki dalgalara vurmuş Türk ordusunun zaferi Esir milletlere bir umut olmuş Ey Kahraman Türk Ordusu
Yurdun dörtbir yanından Toplanmış asker Bir istiklal uğruna Canlarını feda etmiş Çanakkale yolunda Ey Kahraman Türk Ordusu
FATMA NUR GEDİK
Çanakkale geçilmez
Kim geçebilir ki!? Bu iman,bu gönül zenginliğiyle, Geçebilir ki kim!?
Geçilmez Çanakkale, Bu vatan sevdasıyla, Kim geçebilir ki!? Gönülde zenginlik var.
Bir dakika bekle, Düşün biraz. Kaç bin asker, Can verdi senin 1 dakikan için
Bu canlar feda olsyn! Vatanını sevip sayana! Sonuna kadar feda, Sevip sayana!
Çanakkale Destanım Çanakkale şanımsın, En büyük destanımsın. Binlerce Mehmetçiğe, Bağrında kabristanımsın.
Çanakkale şerefim, Binlerce neferlerim. Dalgalanır rüzgarıyla, Bayrağım nefeslerinin.
Gökyüzünden hilal düştü, Al olmuş ten üzerine. Yıldız kopardı melekler, Sundular şehitlerime.
Ay yıldız kucaklaştı, Kanlarımızla bayraklaştı. Çanakkale geçilemedi, Şehitlerimle destanlaştı.
Erdinç Sert
ÇANAKKALE DİYARINDA
Denize takılan kilit Dünyayı kaldıran yiğit Alaylar var toptan şehit Çanakkale diyarında
Kahraman şehit cavuşlar Şehitliğe uçan kuşlar Savaşta yeni buluşlar Çanakkale diyarında
Çanakkale Şavaşı
Bir şavaş vardı Çanakkale’de Şehit kan verdi göz göre göre! Yaş 5-65 demedi, Şehit etti Türkiye’yi!
Gazisi var şehidi, Canını verdi bu vatana! Gerçek bir imanla, Kazandı bu savaşı.
Yenilgiye düştü karşı taraf, Silah bol,iman az. Vatan sevgisi yoktu, Gönülde büyük eksik var.
ÇANAKKALE
Çanakkale özeldir , Ayna gibi güzeldir. Ne kadar şehit verdik, Ama yine biz kazandık. Kaderimizde olurmuydu ulaşmak bu güzel ülkeye, Karadenizden esti geldi . Adı Mustafa Kemal idi, Layık mıyız şimdi biz bu güzel ülkeye. Ey atam rahat uyu,izindeyiz.
Zafer Türküsü
Yaşamaz ölümü göze almayan, Zafer, göz yummadan koşana gider. Bayrağa kanının alı çalmayan, Gözyaşı boşana boşana gider!
Kazanmak istersen sen de zaferi, Gürleyen sesinle doldur gökleri, Zafer dedikleri kahraman peri, Susandan kaçar da coşana gider.
Bu yolda herkes bir, ey delikanlı, Diriler şerefli, ölüler şanlı! Yurt için dövüşen başı dumanlı, Her zaman bu şandan, o şana gider.
Faruk Nafiz ÇAMLIBEL Çanakkalede otuzbin şehit
Çanakkalede otuzbin şehit, Hepsi bir birbirinden yiğit, Bundan sonrasını tarihler yazar, Çanakkale de analar ağlar.
Derdim derdim garip halim, Kanı içmiş dağlar sanki düşmanım, Ne analar ne bacılar, Çanakkalede zaferler yatar.
Düşman pusu atmış çanakkale yollarına, Yol vermiyor dağlar nice yiğit aslanlara, Yol vermesen küserim yara, Deli gönlüm gitmek ister şanıyla.
Mermiler yağıyordu yağmur gibi yiğitlerimizin üstüne, Ay yıldızlı bir bayrak dalgalanıyordu gök yüzünde, Mekanınız cennet olsun ebediyetde, Çanakkalede şehitler yatar diz dize.
Haydar Turan
18 Mart Çanakkale
Bulutlar sarmıştı her yanı, Kapkara bir geceydi, Yağmur,bardaktan boşalırcasına, Sağnak gibi yağıyordu, Yedi düvelin gemilerinden yükselen, Top,tüfek sesleri, Her yanı inletiyordu, Mustafa Kemalin askerleri, Aslanlar gibi dövüşüyordu, Ve Çanakkale kahramanca, Düşmana selam veriyordu,
Kükrüyordu tepeden, Mustafa Kemal, Vatanıma ayak basacaksa düşman, Yaşamanın ne gereği var, En son nefer ölünceye kadar, Dövüşeceksiniz aslanlar, Görecek bütün dünya, Ne aslanlar doğururmuş, Emineler,Hatçeler,Ayşeler,Fatmalar.
Ali Osman Yılmaz Çanakkale ile Atam
Atam senin sayende herşey oldu, Sana minnettarız Atam Çanakkale savaşında Düşmanları yenip Vatanı milleti kurtardın Atam O,düşüncelerine,fikrine, Sevgine,saygına, Cesaretine,yeteneğine, Hayranım Atam
HAYAT BENİM HAYATIM ! Dışardan nasıl göründüğümün bir önemi yok ! İçeriden görebilenler yetiyor bana!!! …………….. Beni dışardan yargılayanlara sözüm yok zaten dışarda kalmaları yetiyor onlara !!………Hayatın tadını çıkaracaksın…Tadını kaçıranlarıda hayatından çıkaracaksın!!!!!………….….. …… Dilsiz değildir suskunluk, çok şey anlatır anlayana… Kelimelerin anlatamadıklarını haykırır aslında!!………….. Bir kaçış değildir suskunluk, bir bakıştan çok daha fazlasıdır… Sessiz çığlıkların bir adım ötesidir… Hayata olan öfken, insanlara olan kırgınlığın, ve daha nicesi saklıdır içinde sukunetin. Rest çekmenin ”asil’ halidir anlayana…!
Onlarda bir canlı, Koruyalım onları, Onlar yaşadıkça, Bizde yaşıyoruz…
Birgül ÖDEMİŞ
GÜZEL KELEBEK
Uçuyorsun renk renk, Kanatların rengarenk. Yaprakların içinde, Uçuşan bir çiçeksin!
Hergün dahada renklisin, Bütün herkez seni tanır. Güzel renklerinle, Dolaşırsın heryerde! NE GÜZELDİR HAYVANLAR
Evimizde yaşarlar, Elimize bakarlar, Türlü işe yararlar, Evcilleşmiş hayvanlar.
Ne güzeldir tavuklar, Folluk dolu yumurtalar, Hep bal yapar arılar, Ne güzel şu hayvanlar.
Sütlerini içeriz, Kimisine bineriz, Öküzle çift süreriz, Yararlıdır hayvanlar.
Kılları var ,yünü var, Süzgün bakar mandalar, Kedi ,eşek ve atlar, Ne güzel şu hayvanlar.
Arabaya koşarız, Uzun yollar aşarız, Güçlerine şaşarız, Ne güzel şu hayvanlar
Ormanları süslerler, Gece ,gündüz öterler, Bize ,dostluk ederler, Çok tatlıdır hayvanlar. SEVGİLİ HAVANLAR
Hayvanlar her yerde nere baksan orda Ormanda,bahçede,evde heryerde Kedi,köpek,papahan ve birkaç hayvanlar Her yerde hayvanlar nerene baksan hayvan Engüzel şey hayvan
Evcil hayvanlar var sokakta yaşayanlar var Ama en güzel şey hayvan Hayvan sevgisi güzeldir Hayvanlar en güzel bir canlı
Kedim
Ne güzel bir kedisin, Mırıl mırıl edersin. Gözlerin ateş saçar, Seni gören fareler kaçar.
Kuyruğunu sallarsın, Delikleri koklarsın. Sen de olmazsan eğer, Evlerde hep fare gezer.
Sevgiyle dolusun Çiçekler açarsın Cıvıl cıvıl öter kuşlar sevinirim ben Ne güzel ilkbahar
İlkbahar ilkbahar Ne mutluyum bi bilsen Mutluluk saçıyorsun kalbime Ne güzel ilkbahar
İlkbaharı severim İlkbahar gelince coşar çocuklar Piknik yeri dolu olur ilkbahar gelince Ne güzel ilk bahar
hande sorku
Bir İlkbahar Şiirine Başlangıç
Hava ne kadar güzel öğretmenim Yollar ağaçlar kuşlar ne kadar güzel Yeryüzü pırıl pırıl öğretmenim Gizlisi saklısı kalmamış dünyanın Nesi var nesi yoksa dökmüş ortaya Bütün bitkiler, bütün hayvanlar, bütün taşlar Sürüngenler, konglomeralar, serhaslar Hepsi hepsi ortada öğretmenim. Ne olur biz de gidelim Burda kalsın kitaplar Burda kalsın iğneli karafatmalar Kollarından bacaklarından gerilmiş kurbağalar Burda kalsın hepsi Bomboş kalsın hepsi Bomboş kalsın evler okullar Hapishaneler, hastaneler… Öğretmenim, sevgili öğretmenim Sırtımıza alırız hastaları Kim bilir ne özlemişlerdir kırları… Ya mahpuslar. Ne sevinirler kimbilir Sarılıp sarılıp öperler adamı.
ben artik büyüdüm baba hata yaptim ama hatami anladim sen kissan bile, dövsen bile babamsin senin vurdugun yerde gül biter baba affet beni baba bana SEN göz kulak oldun beni SEN büyüttün SEN kucagina aldin SEN sevdin SEN korudun benim icin SEN üzüldün SEN korkdun bana birsey olacak diye hic bir eksigim yok herseyim var cünkü hep sen yanimdasin bana güc veren sensin ve seni istemiyerek üzen benim AFFET BENI BABA
BABA
Sevgisiz çıkarsan hayat yoluna Dünyada tek başına kalırsın baba Unutma ki bizler hep biriz Birlikten güç doğarmış baba
Karanlık yüreğinin efendisi olmuş Bizi karanlığa neden sokarsın baba Yüreğin korkuyla beslenir olmuş Bizi neden korkutursun baba
Neden bu şiddet bu celal Biz sana ne yaptık ki baba Her zaman kanımız sana helal Bizi neden yaraladın ki baba
Bunca yıl umutla bekledik Umutlarımız acıyla söndü baba Ufacık gülüşüne bile sevinirdik Artık bize gülmez oldun baba
Baba şefkati nedir bilmez misin Bunu neden bize çok görürsün baba Dayanışma nedir bilmez misin Neden hiç yanımızda değilsin baba
Baba olmaya hiç çalışmadın Aldırış bile etmedin baba Sende alıp başını gidersen bir gün Kin nefret ayırmasın bizi baba
Baba Sevgisi
Bir baba vardı Ailesini kollayan Ailesine yardımcı olan
Bir baba vardı Sevgiyle Ailesine baka
İşte bu benim babam Ailesi sevinçle babaların yanına koşan Bir baba
BABACIM
BABACIM SENİ SEVİYORUM HAYATTA EN KIYMETLİ ŞEYLERDEN BİRİSİN BENİM İÇİN EN SEVDİĞİM ÇİÇEK EN SEVDİĞİN GÜN VE SEVDİĞİM HERŞEY SENİ İFADE EDER BANA CANIM BABAM
Babaya Haykırış
Çocuklar ölene ağlayamazki Gitme baba diye yalvaramazki Çocuklar babayı unutamazki Dönülmez gidişin böylemi baba
Seslensem sesimi duyarmısınki Ay geçer yıl geçer uyanmassınki Muhtacım elimi tutamassınki Dönülmez gidişin böylemi baba
Bir mezar taşına işte baban dediler Ağladum elime hep resmini verdiler Sordum çaresi dönülmez dediler Dönülmez gidişin böylemi baba
Nerdesin Baba
Bu dünyada ne yaşarsam yaşiyim Ne kadar mutlu olursam oliyim Hayat tüm isteklerimi versede Hiç bi sevgi senin yerini tutmuyorki baba
Artık o küçük kızın değilim baba Büyüdüm Ama yıllar geçtikçe Özlemini daha çok büyüttü içimde Ve benim bu aciz bedenim Özlemini taşımaya yetmiyor
Çok canım yanıyor baba Yüreğimin bi yanında sanki koca bi yara var VVe senden başka hiç kimse O yaraya merhem olamıyor Ama sen yoksun
Çoooook uzun zaman oldu seni görmeyeli Artık rüyalarımada girmiyorsun Resimlerinde yetmiyorki hasretimi dindirmeye Sana sarılmak sarılmak sarılmak istiyorum yaa
Ankara dediler yavrum götürdüm Haftalarca hastanede yatırdım Bırakmadım başucunda oturdum Çaresiz diyerek attın Ankara
Ankara’da hiç hastane koymadım Kaçını gezdimse bilmem saymadım On beş günde hiç elbise soymadım Gözümde bir hiçsin bittin Ankara
Yirmi yıl getirdim Ankara sana Hiç umut vermedin çareden bana Hep zorluk çıkarttın yavrumdan yana Beni ciğerimden ettin Ankara
Bu kalbin yarası seni bitirir Gün geçtikçe kalp ritmini yitirir Gücü kalmaz tehlikeye götürür Sonsuz karanlığa ittin Ankara
Başkentte dediler ciğer çalışmaz Ankara tıp dedi dermanı kalmaz Hacettepe dedi fazla yaşamaz Ver artık yavrumu yettin Ankara
Yoğun bakımdayken dardı odası Bir kural koymuşlar girmez babası Kapısında ağlar garip anası İster Ali’sini nettin Ankara
Bu acıyı gözyaşında aradım Her köşede gizli gizili ağladım Akan yaşla mendilleri suladım Geri ver Ali’mi çattın Ankara
Ben bu derdi Ankara da azdırdım Param yoktu beş de altın bozdurdum Bilet aldım veresiye yazdırdım Refiki Ali’den ettin Ankara
Refik Kutlu
Ankara Şiiri
Ankara’da doğdu gün; Öğün Türk oğlu öğün. Tan yeridir Türklüğün, Bahtı ak, taşı kara Adı büyük Ankara.
Ordu kuruldu, Düşman orda vuruldu. Türk’e bir kale oldu. Bahtı ak, taşı kara Yurdun kalbi Ankara.
Harp meydanı orası Başkomutan ovası Bahtı ak, taşı kara Can evimiz Ankara.
H.Ali YÜCEL
Ankara Marşı
Ankara, Ankara, güzel Ankara, Seni görmek ister her bahtı kara. Senden yardım ister her düşen dara, Yetersin onlara güzel Ankara.
Burcuna göz diken, dik başlar insin, Türk gücü orada her zoru yensin, Yoktan var edilmiş ilk şehir sensin, Varolsun toprağın, taşın Ankara.
Halil Bedii YÖNETKEN
27 Aralık
Yirmi yedi Aralık’ta, Atam geldi, Ankara’ya. Ülkem kalmış, karanlıkta, Merhem oldu, her yaraya.
Atam, Ankara’da durdu, Meclisi, buraya kurdu. Kurtuluşa, karar verdi, Hep toplandık, bir araya.
Düşmanları, yurttan attı, Türklüğüme çok şan kattı. Ankara’yı, başkent yaptı, Hemşeri oldu, buraya.
Atatürk’ü, çok severiz, Onun yolundan gideriz. Uygar ülke, hedefimiz, Örnek olalım, dünyaya.
Hüseyin Celep
Atatürk’ün Ankara’ya Gelişi
Dokuzyüz ondokuz aralık ayı Dikmen sırtlarına vardı Atatürk Tüm seğmenler karşıladı Ata’yı Milleti bağrına sardı Atatürk
Vatan aşkı ile düş olduk nara Zafer türkün oldu sarıldı yara Bir yüce ses dedi Başkent Ankara Millet meclisini kurdu Atatürk
Koca dünya şaştı eyledi hayret Tükenmedi azim ihtikat gayret Artık hiç kimseye eylemem minnet Bana lisanımı verdi Atatürk
Sefil ERÖKSÜZ’üm vatan can bağım Cumhuriyetliktir tarihim çağım Göklere taht kurdu şanlı bayrağım İstiklal gülünü derdi Atatürk
Mehmet Ali Eröksüz
ANKARA
Ey insan arşı yayla! Ey bozkır! Ey Ankara! Seslen bana: Ben senden nasıl uzak yaşarım; Bahtım, senin bağrından ayrıldığım an kara, Ben sendeki gözlerden feyz alarak yaşarım.
“Halep ordaysa arşın burda.” dersen ne çıkar? Sende al atım için meydan da cirit de var. Başka yerin sahrası hız almaya bile dar! Ben sende heyecanım şahlanarak yaşarım!
Koşarım bozkırlarda gem bilmeyen bu tayla, Hislerim sürü sürü benim, bağrım da yayla. Ana gibi, yar gibi kaynaştım Ankara’yla, Alnım gökten yukarı, mermerden ak yaşarım.
Fatih’in gemileri nasıl kaydı karada? Nasıl bir sızı vardır şerefli bir yarada? Ben böyle imkânsızlık içinde Ankara’da, Hayatımı sürerim, hislerimi yaşarım.
Gönlümü atsalar da dünyanın bir ucuna, Düşer bir gülle gibi Ankara’nın burcuna, Bilmem şahin sığar mı avuçların ucuna, Ankara’da ben böyle çırpınarak yaşarım.
Namuslu bir kitap gibi güler, alnımızın terini silersin.
O gider, bu gider, şu gider, dostluk, sen yanı başımızda kalırsın
Dost!
Yollarımız ayrılsada… Yüreğim dost kalır sana! Habersiz gitsen uzağa… Arar bu can seni,ey dost! Bulur bu can seni,bil dost! Dost…
Çatlamış topraklar gibi, Susamışsa dostun dili, Sular seller, yağmur gibi… Akar bu can sana, ey dost! Yağar bu can sana,bil dost! Dost…
Arar insan,arar dostu! Bulursa o gerçek dostu, Gönlümde tapulu yurdu… Kurdu bu can sana,ey dost! Kurar bu can sana,bil dost! Dost…
Açılır kapılar sana… Sen de kapılar aç bana! Dost olan dostundan yana… Gelir bu can sana,ey dost! Koşar bu can sana,bil dost! Dost…
Gerçek dostlar unutur mu? Gezer o dostun yurdunu… Derdin dost derdim olurdu, Devam sen de,bilesin dost! Özün gerçek,sözünse dost! Dost…
DOSTUM
Hayat akıp giderken, Düşler birer birer biterken, Ben kendime bir dal ararken, Seni buldum DOSTUM.
Şimdi çok mutluyum. Hatta uçuyorum. Adeta kendimi, Bir cennette sanıyorum.
İyiki varsın bitanem, İyiki yumuşak kalbin var, Denizler kadar derin, Güzel gözlerin var.
Ben seninle olmaktan, Seninle dertleşmekten, Seninle gülmekten, İnan çok mutluyum.
DOST DEDİĞİN
Dost dediğin Dostun yüreğinden geçeni bilmeli Dost dediğin Dostunu karşılıksız sevmeli Dost dediğin Verecekse almadan vermeli Dost dediğin Yüreği kan ağlarken, dost için gülmeli Dost dediğin Kara toprak gibi sadık kalabilmeli Dost dediğin Sığınacak yerin yoksa kucağını açabilmeli Dost dediğin Güne sıcak bir güneş olup doğabilmeli Dost dediğin Geceye parlayan yıldız olabilmeli Dost dediğin Sırtını yasladığın asırlık bir çınar Dost dediğin Gerektiğinde bir kalkan olabilmeli Dost dediğin Kahpe kurşuna göğsünü siper yapabilmeli Dost dediğin Velhasıl dost olduğunu bilmeli Dost dediğin
Dostluk
Dostluk; yemek,içmek,eğlenmek değil Dostluk; fedâkarlık,dostluk emektir Dostluk; bir nefeslik dinlenmek değil Dostluk; kötü günde birlik demektir
Acıyı paylaşmak,kederi silmek Yerinde bir lokma ekmeği bölmek İçten duygularla sevmeyi bilmek Dostluk can istese,canı vermektir.
Dostluk; sığınılan liman olmalı Dostluk; nefes,nefes kalbe dolmalı Dostluk; yaşadıkça baki kalmalı Dostluk; dost bağından çiçek demektir
Dostluk kolay olmuyor
Dost dediğin dostu ile yoldaştır Belki arkadaştır belki kardeştir Belki ana baba belki de eştir Dost dediğin kolay bulunmuyor ki…
Ne ana kaldı,ne baba; nerede evlat? Her şeyi aldın , ettin mi rahat? Görmedim gerçeği bende kabahat Yalan dünya; boşa aldattın beni
Verdiğin bu muydu, bu nasıl yatak? Doldurdun gözümü taş ile toprak İster ağla , ister gül halime bir bak Yalan dünya; boşa aldattın beni
Bir Hayatın Anatomisi
Hayat dediğin oyun üç,bilemedin beş perde Kural yoktur tınısı hep aynıdır her telde Açılışı dünyaya gelmekle yaparsın Sonra zamanı saati kendin göre kurarsın Dünyaya gelerek başlattığın diriliş Onbeşsene sonra olurmu sana bir serpiliş Farkında değilsindir yaşıyorsundur en güzel günleri Karşına çıkan ilk kızı sanarsınki bir huri Heyelana kapılmış kaya misali geçer zaman Birden yapaylnız kalırsın nedenini anlamadan İşte ilk perde tam burda kapanır Sınav denilen illetle ikinci perde aralanır Hazırsan geçersin sınavı ilk seferde Eğerki değilsen sayarsın olduğun yerde Aşılmayacak engel yoktur atlatırın bunuda Artık kendine güvenirsin sözlerin kalmaz havada Sahneye bi çıkarsın karşında kocaman kitle Kendince düşünürsün işte budur kapalı gişe Tadını alamadan elvedda derin mutlu günlere Çıkarsınsabah yeliyle uzun bir sefere Şafak saymakla geçermi dörtyüzaltmış gün Onbeş aydan daha yoksun kalır kısacık ömrün Onbeş aydan sonra hiç bozmadan kafiyeyi Kapatırsın uzun bir aradan sonra perdeyi Herkes gibi kurmak istersin mutlu mesur bir yuva Bu arada bir perde daha katılır kuyruğa Artık benimde olsun dersin bir kaç çocuk Derken anlarsınki kolay değilmiş yoksulluk Dertler belini büksede bunlarıda atlatırsın Hepsini bir bir katlayıp cebinde saklarsın Bundan sonra kalmamıştır ben diye birisi Sende anlarsın yalanmış aileden gerisi Yıllar birbirii kovalarken dört nala Yavrunda düşüverir uzun bir yola Çok geçmeden alırsın kucağına bir iki torun Onlar için herşeyi yaparsın dinlemezin hiçbir kanun Artık birşey düşünmezsin dalmadan önce uykuya Yüreğinde yer yoktur en ufak korkuya
Altmış beş senelik hapisten sonra hayat Açıklar kararını artık;’hakkın beraat’ Yakan yapışır alaşağı eder ölüm ummadığın yerde Tam burada anlarsın açılmıştır artık son perde Önünden geçek üzeredir ayrılık treni Bir telaş başlar duymadan son sireni Şehadet getirerek çıkarsın dönüşü olmayan yola Yoktur artık hiçbir durakta bir nefeslik mola Ağır ağır uzaklaşırken kıpırdayamadan yerinden El bile sallayamazsın buğulu pencerenden Cenazende okunan senin içindir bu son beste Kimse bulamaz artık seni herzamanki adreste.!
Sonsuza Kadar
Güz gülleri gibi ömür olmasa Engelleri aşsak sonsuza kadar Gök ekinler biçilerek solmasa Baharlar yaşasak sonsuza kadar
Yürek yangınları acıtır teni Ateş hâleleri henüz çok yeni Derin acılara atmayın beni Huzura kavuşsak sonsuza kadar
Gönül güzelliği olmalı her an Yürek sesleriyle geçmeli zaman Hoyrat bakışları istemem aman Kemale ulaşsak sonsuza kadar
Gülistan içinde güller açmalı Nefisten, şeytandan hemen kaçmalı Hakikati bulup her dem uçmalı Hikmeti konuşsak sonsuza kadar
Sureti cemali seyretmek güzel Âşıklarla olmak arife özel Bülbül gülü için şakıyor gazel Cananla buluşsak sonsuza kadar.
Ömür Dediğin
Debelenip dursun akıl ‘niçin’de, Bir varmış bir yokmuş ömür dediğin. Gönül sanki zindan, zindan içinde, Bağrımdaki okmuş ömür dediğin.
Gel seyre dal bir ırmağın başında, Çölün ortasında, dağın başında, Bir gurbet ki gözlerinin yaşında, Ne yaman firakmış ömür dediğin.
Adım adım menziline yürüyen, Gece-gündüz damla, damla eriyen, Bahtımın yeline düşüp titreyen, Bir sarı yaprakmış ömür dediğin.
‘La rahate’..bitmez dertler, çileler.. Şeytanda tuzaklar, ‘ben’de hileler, Yüzümde gül olup açsın haleler, Ahiri toprakmış ömür dediğin…
Hayat Devam Ediyor
Hayat yaşamaksa bir lokma nasılsa gelir. Bir bak doğaya. Kelebek bile doyuyorsa eğer. Ezdim diye sevinme üzül bence. Ezildiğinde bile yemdir birilerine. Bilen bilir bilmeyen inler dercesine. Hayat devam ediyor.
Ne çağlayanlar dayanamadı kurudu. Bir bak doğaya. Karıncalar bile doyuyorsa eğer. Basıp ezdiğine üzülme sevin bence. Ölüsünü bile diğerleri ambara taşır. Yaşam biri için biterken. Öteki için yeniden başlamaktadır. Hayat devam ediyor.
Hani Harun’dan kalan mallar. Karşındakinde büyük mal var. Bitirmen mümkün değil. Yüklen ezdim diye sevin.. Ye yiyebildiğin kadar. Öyle bir yürek ki bitiremezsin. Kendini geleceğine bırakmış zaten. Hayat devam ediyor.
Neler çaldın dünyada görebildin mi? Çantana bakma bulamazsın. Aldıklarını sende bırakacaksın. Bırakmasan bile alacaklar elinden. Ağlama o zaman. Bir bak doğaya hepsi geçiciydi de. İşte o zaman iş işten geçmiştir. Hayat devam ediyor.
Bütün kalbimle her şeyi vereceğim. Dönülmez yolda bende yalnız gideceğim. Hissetmekse acıyı sende bileceksin. Doğduğumda yalnızdım ya. Ben o yalnızlığıma geri döndüm. Yürü artık sen git gidebiliyorsan. O anılarla maddiyatınla mutlu ol yeter. Geriye bir söz kalır. Hayat devam ediyor.
Hayat Yolu
Zaman çizgisinde kaybolan yollar, Yürümen içindir durmadan yürü. Sağından solundan uzanan eller, Üstüne kirini sürmeden yürü.
Dört yana dizilmiş kahpeler mertler, Karşında sıralı çileler dertler. Arkandan kuyuyu kazar namertler, Sırrını düşmana vermeden yürü.
Hayal mi gerçek mi düşün bir kere. Nefsine hükmeden düşer mi yere? Yüreğin mahkûmsa bitmez kedere, Mutluluk düşleri kurmadan yürü.
Cuma Bayramı Şafak vakti nurlu mürekkep, Not yazmak için avucuma, Gözlerim açık olmalı hep, Bugün hafta bayramı cuma
Temizlik, koku, ayna, tarak Bakım gerekir pabucuma, Zerafet almalı tartarak, Bugün hafta bayramı cuma
Yedim içtim hafta boyunca, Göz attım fakire borcuma Şenlenirim ezan duyunca Bugün hafta bayramı cuma
Selamı doldurdum koynuma, Kapı açtım gönül burcuma Hatır sormak borçtur boynuma, Bugün hafta bayramı cuma
Katı kalbim bugün yumuşak, Anlayış sürdüm gözucuma, Yediyüz verecek tek başak, Bugün hafta bayramı cuma
Dağlar gibi yığıldı günahım Tevbe ettim her bir suçuma Müminleri affet Allah’ım! Bugün hafta bayramı cuma
Ekrem Şama
*******************************
HER CUMA GÜNÜ
Allahın gördüğünün Edemem kullarından inkâr: Hummalı bir hisle Tutuşan gözlerimde Yıldız yıldız sevinç var
Her Cuma günü…
Önce Lala Mustafa Paşa Heybetle görünür Bulutlar dağılır ufuklara, Hakikate bürünür Hâtıralar
İçimde yaşa… yaşa…
Her Cuma günü Şehitler kalkar yerinden Bayrak bayrak dalgalanır hasret… Sukûtla gurur Okunur yüzlerinden, Bakışlar gerçeğe resmeder gördüğünü, Müezzinler tutar elini Bayraktar’ın Her Cuma günü. Ve bayrak yükseliyorken minarelere Yeniden fethederim Kıbrıs’ı Diner o lâhza içimdeki sızı, Seninle yaşıyorum yarın!…
Engin GÖNÜL
****************************
Cuma
Bugün günlerden bilirmisin Cuma gönüllerin huzur bulduğu gündür Cuma haftanın bittiğini bildirir Cuma müslümanların bayramıdır Cuma sen günlerin içerisinde kıymetlisin Cuma senin uğruna neler feda edilmezki Cuma kainatın ilk yaratıldığı gündür Cuma ah keşke sana ulaşabilsem cuma
Başımdaki yazmayı devrim ile düşürdüm Toprak kokan saçımı rüzgar ile uçurdum Orak vurdum ekine bebeme süt içirdim Salın benim peşimi adım kadındır benim
Eylemlemlerde eşime omuz verdim el ele Saçlarımı yoldular cehalete bak hele Panzerler ezdi geçti of demedim bile Ezdirmedim eşimi adım kadındır benim
İki evlat büyüttüm gözlerim,den sakındım Asker verdim vatana tezkereye bakındım Bana tabudu geldi öle öle dokundum Toprak aldı koçumu adım kadındır benim
Bir yavrum,da mapusta yargı günü bekliyor Ölüm orucu tutmuş bir damla su çekmiyor Duyan yok feryadımı kimse dönüp bakmıyor Kafesledim kuşumu adım kadındır benim
Yüreğimde yükselir eşsiz banaz kalesi Emektir alın terim bir damla yok hilesi Vurun boynumu ulan olmam hınzır kölesi Yapacağım işimi adım kadındır benim
Bir daha doğsam yine kadın doğardım Ne türbanı dolardım ne çarşafa sığardım Pir Sultan la Bedrettin le Nazım ile göğerdim Eğemezler başımı adım kadındır benim
BENİ AĞLATAN KADIN
Beni ağlatan kadın; Sen kimsin, Bir melek mi! Bir huri mi! Yoksa beni benden çalan Bir şeytan mı? Sen kimsin? Gecemin karanlığında Yıldızım mı! Gündüzüm de Güneşim mi? Aşımda ekmeğimde Tuzum biberim Acım zehirim Sen kimsin… Saatim yoluna ayarlı Kalbim yürüyüşüne atıyor. Gözlerim cemaline hayran Bütün şarkılar bizi, Bütün şiirler ikimizi Bütün geceler benliğimizi Aşkımız,telefon tellerine kilitlenmiş Rüyalarım,uyur gezer Şu koskoca dünyada Kimse beni ağlatamadı Bir sen yaptın bu işi, Beni ağlatan kadın, Sen kimsin!… Kimsin? Necisin? Gülüp kaçıverdin bir ahu mu? Hücrelerimi uyuşturan Peri mi!… Söyle Allah aşkına; Beni ağlatan kadın Sen kimsin…
O Kadın
Bunca nefret, kızgınlık Ve yatağıma giren onca kadın Silmeliydi, bir ölü gibi ismini Bu kadar uykusuzluk çekmemeliydim Resimlerini; Bıyıkları yeni terleyen bir çocuğun Sigara paketini saklar gibi, saklamamalıydım. Her gece, Evet! Her gece, İlk defa içer gibi, O resimlere duyduğum heyecanım.
Ağacına tutunan bir sarmaşık, Tanrıya sığınan bir günahkar gibiyim. Ben sana anlatamam Anlatırsam, anlarsın. Anlatırsam, acırsın. Yeniden sevmek istersin, dokunamazsın Çünkü hiçbir şey, bıraktığın yerde değildir Toplamak istersin, dağılırsın. İşte bu yüzden, ben sana anlatamam. Anlatırsam, ağlarsın
SEN İSTANBUL GİBİ GİZEMLİ KADIN
geceler agladı hep karanlıklarda gözlerinin güzelligine. yapraklar sarardı,güller kurudu, dudaklarının muhteşemligine. denizler kudurdu,rüzgar çıldırdı, saçlarının özelliginden. dar geldi dügmelere gömlegin dikişleri, minik şehvetlerin yaktı, kül etti. çizgisi,hatı,işvesi, nazı, çıldırdı tüm güzeller,hurileri kızdırdı. yerler sarsıldı, çatladı alem, bastıgın yerlerde acı güller fışkırdı, günler gece oldu, lal oldu o şuh diller. kuşlar gülüşüne hep hayran oldu, mecnuna unutturdu bekleyen leylasını, aşıklar hep mecnun, kerem deli divane. nice kem gözler hep sana kızgın, adını duyup ta kalan olmadı, sesini duyupta giden olmadı. sen bir ahu derya, afeti güzel, sen güzeller güzeli,abu hayatım, söyle, giderken ne bıraktın ellerime senden hatıra. kadınlar içinde muhteşem kadın, sen, istanbul gibi muhteşem kadın.
YALNIZ BİR KADINA
Bir istasyon sessizliğinden iniyordun Yalnız gelmiştin bu şehre belli ki Saçlarına bir yağmur hoş geldin diyordu Kaçak bir yolcu gibiydi o gün İstanbul Konuşmuyor, ağırdan alıyordun Bir istasyon sessizliğinden iniyordun
Kimin kimsen yokmuş gibi duruyordun İstanbul seni tanımaya çalışıyordu Sen ser verip sır vermiyordun Bilmediğin sokaklara giriyordun Yüzünde tarifsiz şüpheler taşıyordun Kimin kimsen yokmuş gibi duruyordun
Bir vapurla Üsküdar’a geçiyordun Üsküdar’a nerden, neden geçiyordun Üç yüz altmış beş derece dönüyordu Etrafında İstanbul Sanırım git gide kayboluyordun Az sonra dönüp geriye Bir vapurla Üsküdar’a geçiyordun
Az bana bakıyor sonra sigara yakıyordun Yağmurda duruyor, rüzgârda geçiyordun Pek tekin olmayan muhitlerindeydin yalnızlığın Ellerin sıcak bir çay bardağına dokunuyordu Fiyakalı bir geceye iskemle çekiyordun Az bana bakıyor sonra sigara yakıyordun
Sanırım seni bu yüzden merak ediyordum Sen de diğer insanlar gibi konuşabiliyor muydun? Sen yine bana bakıyor ve sigara yakıyordun Gece müsaade isteyip kalkıyordu yanından İstanbul’a sığdıramadığım bir sabah oluyordu Bakınca geceden yalnız gözlerin görünüyordu Sanırım seni bu yüzden merak ediyordum
ADI KADIN YÜREĞİ YANGIN
Adı kadın Anadır bacıdır kadın Candır cananadır, eşdir kadın Eli öpül esidir, duygu selidir kadın
Anlattıkça çoğalan, çoğaldıkça güçlenen kadın Adı kadın yüreği yangın, acılarla yoğrulan kadın Gözyaşlarını içine akıtan kadın Eşinin şekillendirdiği kalıba giren kadın
Sorgusuz sualsiz istenileni yapan kadın Gözü yaşlı, bağrı yaslı kadın Daha küçücük bir kızken gelin edilen kadın Ne olduğunu anlamadan bebe karnına koyulan kadın
Küçücük bir çocukken çocuk doğuran kadın Ummanda kaybolan kadın Adı kadın Yüreği yangın kadın…
Kadın Vardır
Kadın vardır,kocasını şah eder Kadın vardır,padişaha ah eder Kadın vardır,geceyi sabah eder Kadın vardır,koca illallah eder
Kadın vardır,dikenini gül eder Kadın vardır,gülüde diken eder Kadın vardır,insanı bülbül eder Kadın vardır,yakar,yıkar kül eder
Kadın vardır,samanlığı seyran eder Kadın vardır,sarayıda viran eder Kadın vardır,her haliyle hayran eder Kadın vardır,hayatı zindan eder
Kadın vardır,alay misafir eder Kadın vardır,biride kafir eder Kadın vardır,ilhamdır şair eder Kadın vardır,hayatı zehir eder
Kadın vardır,yuva için cenk eder Kadın vardır,düşmanına denk eder Kadın vardır,aşk ile ahenk eder Kadın vardır,hayatını felç eder
Herşey zaman Zaman zahiri Zaman herşey Zaman hayat Zaman su Zaman sevgi Zaman bir ömür Sona giden sonsuzluk Zaman varoluş Zaman, zaman,zaman
Zaman Zaman
Zaman zaman olur ki, hayal denizinde Boğulurum, en sığ yerlerinde
Zaman zaman olur ki, düş denizlerinde Yüzerim boğulmadan, en derinlerinde
Zaman zaman olur ki, verimli geniş ovalarda Bakir kalmış cıplak gibi dolanırım, bozkırlarda
Zaman zaman olur ki, yaşamak için direnen kısır çöllerde Kel traş edilmiş beynimle,şaşkınlık içinde dolanırım, seraplarda
Zaman zaman eririm, sığ düşüncelerin içinde Zaman zaman isyanları oynarım, meydanların içinde
Zaman zaman kaybolurum, kalabalığın ortasında Zaman zaman durur beynim, bir şiirin başlığında…
Öyle Bir Geçer Ki Zaman
Dünyaya geldiğinde, başlar zaman Şanslıysan su gibi, akar gider zaman Şansın yok ise, vay haline o zaman Öyle, bir geçer ki, zaman
Çocukluk evreleri, anlamadığın zaman Gençlik çağlarında, delirir zaman Olgunluğunda sıkılırsın, zaman zaman Öyle, bir geçer ki, zaman
Geçmişi düşündüğün, zaman Muhasebe yaparsın, zaman zaman Ya ağlarsın, ya gülersin, o zaman Öyle, bir geçer ki, zaman
Yanında kimseyi, bulamadığın zaman Yolun sonunu, gördüğün zaman Yaradan’a sarılırsın, işte o zaman Öyle, bir geçer ki, zaman
Zamân-ı
Zamân-ı zamânında değerlendir, Zamân-ı zamansız bırakma, Zamân-ı zamâna karşı kullan, Zamân-ı ebedî kıl, Zamân-ı teslim etme fâni zamana, Zamân-ı ediniver servet, Zamân-ı yol aldır zamana, Zamân-ı nur’lu kıl, Zamân-ı bırakma ışıksız, Zamân-ı etme bâd-ı hevâ, Zamân-ı kazandır zamana, Zamân-ı kıl şifa zamana, Zamân-ı zamansız kullanma, Zamân-ı zaman içinde kullan, ,Zamân-ı zamana bırak, Zamân-ı zaman’la kıyas’la…..
ZAMAN
Zaman bir çeşme misal, Akıp geçer zaman, Zaman bir kuş misal, Uçup gidiyor zaman.
Zaman özgür bir tay gibidir, Tutamaz kimse ateş gibidir, Zaman bir matbaadır, Hemen basılır biter zaman.
Ne zaman
Ne zaman bu addan sandan geçeceğiz, ne zaman? Can meclisinin halkasına ne zaman hep birden girip oturacağız? Dudağımıza bir tek kadeh dokundurmadan ne zaman içeceğiz büyük dostumuzun huzurunda can şarabını, ne zaman içeceğiz, ne zaman
Ne zaman diyeceğiz can sâkisine, uzat elini. biz bu yana göçtük artık, armağanlar getirdik sana.
Ne zaman diyeceğiz can sâkisine, ne duruyorsun, tutulduk bikere, düştük ocağına senin, gurbet elde üşüdük,donduk kaldık, selâm ver, hatırımızı sor, kucakla, ısıt bizi, bize kırmızı şarap sun.
Ne zaman bize cevap verecek o, ne zaman? Ne zaman diyecek, nem varsa sizin, buyurun, âfiyetler olsun?
Kayıp Zaman
Sevdiğini söylemen yalanmış Uğurumda ölmeler yalanmış Ne bir doğru ne bir gerçek Yalanmış herşey yalanmış…
Kara bir bulut çökmüştü,ülkemize Kara kapkara bir bulut; Yıldırımlar koptu,şimşekler çaktı, Vatanımız parça parça yaptı.
Olamazdı,böyle şey Bu kara bulutlar dağılmalıydı. Evet dağılmalıydı,bu bulutlar; Bu vatan kurtulmalıydı.
Ülkemize bir güneş doğdu uzaklardan Taa,uzaklardan,Selanik’ten, Sap sarıydı,saşları güneş gibi; Mas mavi gözleri vardı,Gökyüzü gibi
Kara bulutlar korktu,güneşten; Dağıldı,dağıldı paramparça oldu. Gözleriyle bir baktı,gök mas mavi oldu, Vatan kurtuldu,meclis kuruldu.
Tarih 23 nisan1920,vatan hür oldu…. Atatürk’ten,bütün çocuklara; Bu mutlu gün armağan oldu. Hakketti bu vatan,Helal oldu!
23 Nisan 1920 Ulusal Egemenlik Bayramı
Bak yine akıyor zaman;zamanım “Yirmi Üç Nisan” Bir zamanlar çocuklarımız idi,büyük her insanım Çocuklarımız kutsal;iyi yetiştir,annesi ile babası Çocuklara Atatürk hediyesi;Dünyada yoktur eşi
“Yirmi Üç Nisan”la gün koşar;Türk bayrağı coşar Küllerinden doğmuş asil millet,mekanı Çanakkale Nice imparatorluk kurmuş,tarihe vurmuş damga Çocuklara Atatürk hediyesi;Dünyada yoktur eşi
Sağlık,eğitim ve adalet ile yetiştir,olsun Atatürk Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ışık geleceğe Asker,aydını ile hukuk vermeli;Atatürkçü eğitim Çocuklara Atatürk hediyesi;Dünyada yoktur eşi
Zaman çok karanlık diye,bir başka parlıyor mumu Laik Atatürkçü yetiştir;asil çocuktur umudumuz İçli dışlı düşmanlarım azmış;Atatürk tarih yazmış Çocuklara Atatürk hediyesi;Dünyada yoktur eşi
“Ne Mutlu Türküm Diyene!” demeliyiz,haykırarak Zamanın ruhu,kara karanlıktan çok acılar çekiyor Kamuda Laik, Milliyetçi Türk,ibadeti ise Müslüman Çocuklara Atatürk hediyesi;Atatürk’ün yoktur eşi
23 Nisan bayramı
23 Nisan bayramı.
Milletin malı.
En güzel bayram 23 nisan bayramı
En eğlenceli bayram 23 Nisan bayramı
Millet asla ondan vazgeçmiycek
Ulusal Egemenlik bitmiycek
Hem çocuk,hem de ulusal egemenlik bayramı.
23 Nisan bayramı.
23 NİSAN 1920
Sanki her tarafta bir düğün Çünkü, en şerefli en mutlu gün. Bugün yirmi üç nisan, Hep neşeyle doluyor insan.
İşte bugün bir meclis kuruldu, Sonra hemen padişah kovuldu. Bugün yirmi üç nisan, Hep neşeyle doluyor insan.
Bugün, ATATÜRK’ten bir armağan, Yoksa tutsak olurduk sen inan. Bugün yirmi üç nisan, Hep neşeyle doluyor insan.
23 Nisan 1920 ve Dünya Çocukları
Mustafa Kemal gibisi bir daha gelmez Gelmiş geçmiş en büyük liderdir Atatürk Çocuklara,çocuk demeden önem vermiş Yarınların yöneticisi görmüş kalpten
Ulusal Egemenlik,sağlam Türk ellerde Özgürlük olmadan,bayram bile kutlanmaz Özgürlükten daha büyük bayram bile olamaz Sağlık,eğitim ve adalettir her çocuk
Çocuk bugün değildir,yarındır bizlere Yarını görmeyen ulusların sonu yok Laik Atatürkçü taze kuvvettir çocuk Gençlikten yoksun toplum,mutlaka yıkılır
Her çocuk,yarının gençliğidir bizlere Yaşlı dede ve neneleri koruyacak Yönetici olacak,kanun çıkaracak Asker olacak,vatana bayrak olacak
Bir anne ile babanın istikbalidir Vatanı,vatan yapan bayraktır her çocuk En büyük emaneti çocuklara verdik Yarınlarımız sağlam ellerde Atam! ..
23 Nisan
Bugün ayrı bir gün Ayrı bir hüzün Bambaşka bir duygu ile Yürüyelim el ele
Ay yıldızlı bayraklar Atamdan kalan Bize bırakılan 23 Nisan
Herkesin ağzında aynı türkü aynı marş Herkesde bir başka umut var Toplanır beraberce küçük çocuklar Neden toplanmasınlar? bugün 23 Nisan
Ayşegül Akın
Dünya Çocuk Bayramı
Kiminin saçı siyah, Kiminin saçı sarı… Ankara’da buluştu, Dünyanın çocukları.
Her Yirmi Üç Nisan’da Tekrarlanır bu olay. Buluşma nedenini, Açıklamak çok kolay.
Bu kocaman dünyada Ülke sayısı çoktur. Oysa ki hiç birinin Çocuk Bayramı yoktur.
Dünyanın çocukları Yurdumuza koşuyor, Her Yirmi Üç Nisan’da Cıvıldaşıp coşuyor.
Türkiye konuklarla, Kalpler sevgiyle dolsun. Dünya Çocuk Bayramı Herkese mutlu olsun!
Altan Özyürek
Egemenlik Ulusundur
Egemenlik ulusun olduğu günden beri, Hergün daha çok artan bir zevkle yaşıyoruz. Biz seyredenlerin kamşıyor gözleri, Asırları yılların içinde aşıyoruz…
Artık maziye gömdük mesafeyi, zamanı; Her geçen gün andırır bir 23 Nisanı. Kalplerde inkılâbın bilinçli heyecanı, Mukaddes hedeflere hızla yaklaşıyoruz.
Yolumuzda ışıktır demokratik meş’ale, Biz milletçe bağlıyız ulusal ülkülere. Heybetli bir çığ gibi bütün ulus el ele. Yeni bir medeniyet için uğraşıyoruz.
Bugün yirmi milyon Türk bir tek kalp, bir tek vücut; Hepsinde aynı hamle, aynı güvenli umut. Yuvalar şenlik dolu, gönüller ferah, mesut… En kutlu bir hayatın zevkini taşıyoruz.
Halil Refet TANIŞIK
DÜNYA ÇOCUK GÜNÜ
rengimiz farklı olsun, ayrı olsun dilimiz. ne de olsa dünyamız, ortak gezegenimiz.
aynı kıtadan gelip, hep el ele verelim. büyüklere barışı, gelinde biz gösterelim.
silahlar gece olsun, çiçekler ise gündüz. kimleri çoktan sildik, hep bir olsun gücümz.
aç kalmasın çocuklar, şu üç günlük dünyada. bir dilim ekmeğini, gel bölüş lokma lokma.
sevgi ve dayanişma, ortak ilkemiz olsun. sağlıklı ve özgürce, gönüller sevgi dolsun.
Beytullah Hatoğlu
23 Nisan Çocuk Bayramı
Gelecek senin olsun küçüğüm. Koş, gül, oyna. Horoz şeker ye, kucaklaş arkadaşınla. Doya doya. Unutmadan dünün kahrını, zulmünü. Al bir adım öte götür, Yaşadığın bugünü. karış karış, adım adım elle tırnakla. Bugünü yarına, yarını yıllara. Dağıt mutluluğu çocukça. Tüm dünyaya. Sevmeyi öğret, koca ahmaklara. silaha inat. bu bir savaştır. Böyle savaş yüce sanat.
Gelecek senin küçüğüm. O gün şarkınız her dilden çalınsın. İçinde acı, kin, kan ve zulüm olmasın. Ayrılık üstüne şarkılar söyle. İnsanlar birleşsin diye. Olduğun yerde yaşat sevgiyi sor yetmişiki dilden. Niye şavaşır ahmaklar niye?
Seni tanıdıktan sonra Dönüp baktım yalancı maziye Yaşamamış, yaşanmamış yılları saydım Ve yandım… Senin gözlerin kadar Mazinin boşluğu da yakıyordu içimi Üç-dört ay geçmişti 19’umu bitireli Hevestir geçer diyordu Çevremizin tecrübelileri Ama geçmiyordu… Bilmiyordum sonbaharın güzelliğini Sanki ilk defa yaşıyordum mevsimleri Yağmur olup yağıyordum yerlere Işık olup açıyordum gecenin rengini Ve sen doğuyordun içime güneş gibi Ayrılık dağının ardından gülüyor Mutluluk çiçeğini koparıyor Üstelik pişman olmuyordun Her ayrılık vakti güldüğün için Önceleri seni affetmek istemedim Benim ki aşk mı, yoksa tutku mu Bunu bir türlü çözemedim Senin ki dalga mı, avuntu mu Bir de bunu, bunu bilemedim…
Beni Affet Bebek
Beni affet bebek Doğuşundan ölümüne kadar karar verdim haksız Koşup eğlenme hakkını aldım elinden Belkide öperek uyandıracaktın beni Affet ne olur, kefensiz oldu ölümün
Beni affet bebek Baba diyemedin, anne diyemediğin gibi Nasıl kıydınız diye sorma ne olur Rüyalarımada gelme yalvarırım Seni görüp isyan etmekten çok korkuyorum
Beni affet bebek Ben istemedim gitmeni ama evet dedim Kime benziyordun acaba annene mi yoksa banamı Kafamda milyon soru ve gözümde yaş var şimdi Affetmek zorunda değilsin ama ne olur affet
Affetmek
Yeter artık durup düşündüğün, İnsan sabrı bir yere kadar! Nedir yüzünde o gördüğüm? Nefret bile olamaz o kadar…
İstrsen yalvar ama, Şunu asla unutma! Affetmek bana değil, Yalnız Allah’a mahsustur…
Acımasız!
İnsanlar acımasız, Hayat acımasız, Sevdiklerimiz acımasız, Herkes acımasız…
Affetmek unutuldu, Kendi derdimize yandık. Hep biz dedik durmadan. Akıp giden zamanda…
Hep biz doyalım dedik Kardeş kavramını unuttuk Herkes acımasız… İnsanlar acımasız…
Ufkunda doğacağım, ufkunda batacağım; Asırlarca yazsam hep seni anlatacağım. Ben de giyersem eğer bir gün deha tacını “İstersen çiğne” diye önüne atacağım…
Söndüğünü görsem de bin “meşale emel”in Ebediyet yolumuz, öyle elimde elin… Ak düşen saçlarınla nur kattığın heykelin Hamuruna harç diye kanımı katacağım.
Yansam da masalların “Aşık Kerem”i gibi, Bu aşk ölmez öyle her gönül veremi gibi! Şöhretin okyanuslar aşarken gemi gibi; Ben dalga gibi ayak ucunda yatacağım