Archive for the ‘Genel’ Category

A love / hikayesi

Cuma, Haziran 22nd, 2012

A LOVE / HİKAYESİ….

l – tanışma

hiç girmemiştin düşlerime ,
kahve fallarımda da yoktun ,
çözemediğim bilmecelerde ,
bir soru bile değildin .

merhaban geldi önce ,
sonra sesin , ardından elin
ve gülümseyen bir iklimin ,
imbatında gözlerin …

ll – ” HAYAL ” gecesi

içtendin , sıcaktın , sıcacıktın ..
o gece , o kalabalıkta – kıskanmasam –
tüm kadehlerde sen olacaktın .

durdurmasam ,
– sevda kavramına yeni bir pencere açıp –
umutsuz sevdanı ,
büyüklere masallar tadında ,
kameralara anlatacaktın ..

güneşin bile pek Sıcak bakmadığı ,
o büyük adayı , Londra’ yı
ve trenlerini Londra ‘ nın .

belliydi ,
sen , çam kokularını ;
uzaklardaki birisi için toplayacaktın ,
yalnızlığınla kanatlanıp ,
yıldız ormanlarından ..

dinlemem ; sevdana saygımdandı ,
hayranlığımdan .
sevgiyle kucaklarken dostluğunu .

lll – ötesi

masalla gerçek arası bir yerlerdeydi zaman ,
gittikçe uzayan hüznünde gecenin .
ben yaşlı bir adam gibi
– ki öyleydim –
sana yaslanıp , gözlerinde izinsiz gezindim .

ama bil ki :
Londra ‘ nın bütün trenlerine kaçak binen ,
ve sana getirebilmek için ,
adını bile bilmediği ,
nefesi çam kokan bir adamı arayan ;
o adam , bendim .

lV – çerçeve

ama ben durdurmadım zamanı ,
resmini çizdim sadece .
bıraksan gidecekti ,
sen çerçeveledin o anı / o gece ..

bir gökyüzü gibi ,
örtülmüşse üstümüze sevda ,
gözlerimizi kaçıramadığımız ,
ve Oksijen kadar bulaşıksa kanımıza ,
biz ne kadar kendimiziz ?

ve kimbilir kaçımız ,
bir başkasını yaşıyoruz ,
o başkası bilmeden , o başkasından habersiz ..?

bazen bir ana sığıyor , cümle zaman…….

Orhun Basat

benimi seviyorsun

Cuma, Haziran 22nd, 2012

*Beni mi Seviyorsun

Kadın adamı çok seviyordu…
Yemyeşil ovalarını verdi adama
Yaşam fışkıran.
Beni seviyor musun?
Evet, dedi adam…
Güneşini, ayını verdi kadın
Yıldızları taktı bir bir adamın omuzlarına…
Beni seviyor musun?
Tabii, dedi adam…
Kadın çağladı
Gürül gürül akan pınarını verdi adama.
Beni seviyor musun?
Elbette, dedi adam…
Kadın bağlandı
Yaşam ipini adama verdi.
Bir oldular tek oldular adamla.
Beni seviyor musun?
Biliyorsun, dedi adam…
Kadın dağlarını verdi adama
Tırmandılar doruklara.
Beni seviyor musun?
Aşağılara baktı adam zirveden
Başkalarını gördü
Sustu adam…
Ağladı kadın…
Gözyaşını verdi adama
Almadı adam…
Kadın onurunu verdi adama
Şaşırdı adam…
Sordu yine usulca kadın
Beni mi seviyorsun?
Onu da seviyorum seni de, dedi adam…
Sustu kadın, sustu
Verecek bir şeyi kalmadığında…
Senin yüreğine ihtiyacım var, dedi adam
Başkasını sevebilmek için…
Çıkarıp yüreğini verdi kadın.
Korktu adam…
Beni sevmiyor musun, dedi adam.
Sesi yoktu kadının söyleyemezdi.
Gözleri yoktu kadının ağlayamazdı.
Kalbi yoktu kadının sevemezdi.
Onuru yoktu kadının yaşayamazdı…

(28.10.2002-Ankara)

Nurdan Ünsal

tek hece aşk

Cuma, Haziran 22nd, 2012

:f118::f118:Aşkın en güzel şekilde tarifini yapan Mevlana Celaleddin Rumi hz. nin sözlerindeki gerçek aşkı tanıyalım

tek hece ask

var mi beni icinizde taniyan?
yasanmadan cozulmeyen sir benim
kalmasa da sohretimi duymayan
kimligimi tarif etmek zor benim

kimsesizim hismim da yok hasmimda
gorunmezim cismim de yok resmimde
dil uzmezim tek hece var ismimde
barinagim gonul denen yer benim

var mi beni icinizde taniyan?
yasanmadan cozulmeyen sir benim
kalmasa da sohretimi duymayan
kimligimi tarif etmek zor benim
zor benim zor benim

bulbum benim lisanimla otustu
bir gul icin can evinden tutustu
yuregime toroslardan cig dustu
yanginimi sondumedi kar benim
kar benim kar benim

niceler sultandi kraldi sahti
benimle degisti talihi bahti
yerle bir eyledim tac ile tahti
akil almaz hunerlerim var benim
var benim var benim

kamil iken cahil ettim alimi
vahsi iken yahsi ettim zalimi
yavuz iken zebun ettim selimi
her oyunu bozan gizli zor benim
zor benim zor benim

ask benim ask benim
ask benim ask benim

ilahimle mevlana´yi dondurdum
yunusumla ofkeleri dindirdim
gunahimla cok ocaklar sondurdum
mevladanim hayir benim ser benim

sevep bazi leyla bazi sirindi
hatrim icin yuce daglar delindi
bilek gucum ferhan ile bilindi
kuvvet benim kudret benim fer benim

yeryuzunde ben urettim veremi
lokman hekim bulamadim caremi
asli icin kul eyledim keremi
ibrahimin atildigi kor benim
kor benim kor benim

sevep bazi leyla bazi sirindi
hatrim icin yuce daglar delindi
bilek gucum ferhan ile bilindi
kuvvet benim kudret benim fer benim
fer benim fer benim

ilahimle mevlana´yi dondurdum
yunusumla ofkeleri dindirdim
gunahimla cok ocaklar sondurdum
mevladanim hayir benim ser benim
ser benim ser benim

kimsesizim hismim da yok hasmimda
gorunmezim cismim de yok resmimde
dil uzmezim tek hece var ismimde
barinagim gonul denen yer benim
yer benim yer benim

benim adim ask

Gerçekten Sevmek

Cuma, Haziran 22nd, 2012

O durmadan kaçıyor;
Sen ardından gitmiyorsan;

O günün her saatinde saklanıyor,
Sen yollara düşüp deli divane aramıyorsan;

O sana acıların en büyüğünü tattırıyor,
Sen bundan en yüce hazzı duymuyorsan;

Boşuna aldatma kendini,
Onu sevmiyorsun demektir.

Elindeki içki kadehinde,
Dudağındaki sigarada ,
Okuduğun kitapta,
Mırıldandığın şarkıda,
Söylediğin şiirde,
Gördüğün rüyada
Ve yaşaman için
Ciğerlerine doldurduğun havada
O yoksa;
Onun vazgeçilmezliğini anlamamışsan;
Onu sevmiyorsun demektir.

Renkler onunla değerlenmiyorsa,
Örneğin; onsuz kırmızı kırmızılığının,
Mavi maviliğinin farkında değilse,
Beyaz yalnız o giydiği zaman
Güzelliğini haykırmıyorsa,
Sabahları onu görünceye kadar
Güneş doğmuyorsa
Ve onsuz gökyüzü geceleri
Aya, yıldızlara hasret değilse
Onu sevmiyorsun demektir.

Sokakta gördüğün her yüzde
Ondan bir şeyler aramıyorsan,
Güzel bir manzara,
Hüzünlü bir musiki onu hatırlatmıyorsa,
Uykudan uyandığın zaman
Yaşamakta olduğundan önce
Onu hatırlamıyorsan,
Omuzlarına dökülmüş saçları,
Bir sis perdesinin ardında
Her zaman gülen,
Işık saçan gözleri
Aklına gelmiyorsa,
Durup durup avuçlarının
Sıcaklığını özlemiyorsan;
Onu sevmiyorsun demektir.

Dünyada yaşayan öteki insanların
Senin için hâlâ bir değeri varsa ,
Ona karşı tutumunu
Toplumun köhne ve manasız
Kurallarına göre ayarlıyorsan
Ve açık açık
Sanki var olduğunu haykırırcasına
Sevgini söylemiyorsan;
Onu sevmiyorsun demektir.

Yok o senin için
Her şeyden değerliyse,
Gözünü yumduğun anda
Onu görebiliyorsan,
O bütün şarkılarda,
Bütün şiirlerde,
Bütün resimlerde ise,
Ona muhtaç olduğunu
Söylemekten utanmıyorsan,
Senin içten ve büyük sevgine
Karşılık vermeyeceğinden
Korkmuyorsan,
Bütün bencil duygularından
Sıyrılabilmişsen
Onun için her şeyi,
Ama her şeyi yapacak gücü
Kendinde buluyorsan,
Her hali sana
Ayrı ayrı güzel geliyorsa,
Karşısında kendini
Bir çocuk gibi hissediyorsan,
İstediği anda onun için
Ölebileceksen,
Onun için yaşıyorsan
Ve yine onun için
Bildiğin bilmediğin
Bütün düşmanlıklara
Karşı koyabileceksen,
O her geçen dakika
Sende biraz daha büyüyorsa
Ve kendi kendine bile
Çok sevdiğini bütün
Samimiyetinle,
İnanmışlığınla
İtiraf edebiliyorsan,
Bir gün o seni hiç,
Ama hiç sevmediğini söylese bile ,
Senin sevginde azalma olmayacaksa
Ve ölünceye kadar onu aşkların
En olumsuzu ile sevebileceksen;
İşte o zaman
Onu seviyorsun demektir.

O sana sevmeyi,
Gerçek aşkı öğretti.
Sen onu hep sevecek
Ve sevilmenin mutluluğunu tattıracaksın.

O , hiç sen olmasan bile,
Seni bir parça sevmese bile….

Ümit Yaşar OĞUZCAN

Gözyaşı Dökmek..

Cuma, Haziran 22nd, 2012

“Kentin sokaklarında sevgilim var benim.

Nereye gittiği önemli değil bölünmüş zamanın içinde.

Artık sevgilim değil, herkes onunla konuşabilir.

Artık anımsamıyor, gerçekte kim sevmişti onu ve kim aydınlatıyor uzaktan, düşmesin diye.”

René Char

Yalnız benim, değil ki:İnsanların sevgisi, hep bencilcedir.Ve her sevgi, karşılık beklentisi yaratır, ister istemez. ‘anne sevgisi’ dâhil..Belki de, asıl o!..

***

“hep kendini düşünüyorsun!..” demesi, gözümün önünde:Üzerinde siyah yağmurluğu -incecik olanı-; yüzü asık, hafif ağlamaklı sanki:Öfkeden mi, belli değil.. saçları, normalin aksine dağınık; bu görüntüsü, gerilimi arttırıyor.Sâkinliğimi koruyorum.Kulağımda çınlıyor bağırışı..

***

İki isimli kadınlarda, bu hep vardır:Kullanmayı tercih ettiği isim, daha ‘modern’dir; diğeri ise, büyükannesinin falandır: ‘eski’ bir isimdir hâliyle; kadın, onu kullanmak istemez.Ama, kişiliğine etkisi de kesin olmuştur: Genelde ‘olgundur’, iki isimli kadınlar:Hırçınlıkları ‘yoğun’ ama örtülüdür..

***

Bir keresinde, benzer bir şekilde tartışmıştık.Birbirimize çok kızmıştık.Ben de, onun kadar sinirliydim ama sâkin durabiliyordum.O, ne yapacağını bilemiyor gibiydi.

Bir kadın, sinirinden yumruğunu sıkıyorsa, seyretmeye değerdir:Bacağını da, şiddetle yere vurmalı ardından. Erkeğin ‘zaferi’ ise, bu kadardır ancak.

Ben gidince de, arkamdan ağlar şimdi, diyordum içimden; hem git der, hem de gidince ağlar:Hâlbuki, ağlayan kadınlara inanmayalı, çok oldu.Bunu, zaten biliyor olmalı..

***

Eve döndüğümde, uyuyamadım. o gün, içkiye tövbe ettim.Yatakta dönüp, durdum; kalan ömrümden ödünç aldığım uykuyu daha verimli kullanmalıydım:Ertesi gün, erken kalkacaktım.

***

Gözlerine baktım: tam, ağzımı açacakken, susmaya karar verdim; konuşursam, mağlup olurdum: karşımda bir kadın vardı.Susmayı sürdürdüm, kendimi galip sanıyordum.Neredeyse gülecektim; zaferimi kutlamak istiyordum:Tuzağına düşmemiş, saçma feryatlarına cevap verme gereği bile duymamıştım.Kendimden emindim.Kendimden eminken, karşımdakini daha çok seviyorum: rekabet yok oluyor:Mutlak galip benim. yanıldığımı fark ettim:Karşımda bir kadın olduğunu unutmuşum; kendi kendime söylendim:Saçma teorilerini erkeklere sakla!..

***

Gidiyordu.Sokak lambası, tam tepemizdeydi: gölgesini, ayaklarımın dibine düşürmüştü; kendi gölgemin olmadığını düşünüyordum.Başımı eğmiş, dinliyordum:Yüzüne bakamadım.Gidişini, gölgesinden izledim.

Konuşamadım: söyleyecek sözüm yoktu; gidişini kabullenmek istiyordum. kabullenmiş gibi yapıyordum: Yapmak zorundaydım.

***

Bilmediğim bir sokaktayım: yürüyorum; eve gitmem gerekiyor: yanına koşmam, artık anlamsız: yabancıyız: Birkaç saat geçti sadece; ama, ben onun hiçbir şeyi değilim şimdi.

Kendime kızdım. artık yoktu: onu kaybetmiştim. yağmur aradım, yağmadı.

***

Her zaman yürüdüğüm, kalabalık yol.

Eve ulaşmak istiyorum.

Bugün ne ben, eski benim; ne de bu yol, o bildiğim yol..

***

Keşke, ağlayabilseydim..

imkansız aşklar

Cuma, Haziran 22nd, 2012

İMKANSIZ AŞKLAR

Ben ne imkansız aşklar gördüm,
hiç beni bu kadar üzmedi…

Ben ne çocukça acılar gördüm,
top oynarken düştüğümde;
hiçbiri bu kadar kanamadı,
acıtmadı canımı…

Ben ne kutsal yalnızlıklar gördüm;
senin varlığında
benim suskunluğumdu onlar…
Ben hiç bu kadar eksilmedim,
azalmadım yalnızlığımdan.

Ben ne imkansız aşklar gördüm,
hiçbiri unutturmadı bana sevmeyi,
sevgiyi…

Aslında hiçbiri imkansız değildiler,
sebepsiz nedenlerin,
sebepsiz zulmünü çekiyordu onlar.
Hiçbir aşk imkansız değildi inan,
imkansız zamanların,
gereksiz yalnızlıkların devamıydı onlar…

Anıl Özatalay

Ertelenmiş sözcükler

Cuma, Haziran 22nd, 2012

ERTELENMİŞ SÖZCÜKLER
Ertelenmiş sözler var dilimde
Buruşmuş bir kağıdın içinde duygularım.
Gecikilmiş bir aşk yazılı köşeye atılan kağıtta
Hiç bir şey için geç değil belki
Belki, şimdi tam zamanı.
Bir de yürek sözden anlasa…

Hergün bir sonrasına ertelenir itiraflar
Bir kaçış ki, bu insanı kendinden eder
Sorular döner beynimin içinde
Beynin içinde satır satır işlenir duygular
Bir gün sonraya ertelenir hergün.

Bir yaprağın yere düşüşü gibi olabilsem
Ağır ağır süzülsem herşeyin farkında olarak
Bir şelale gibi olsam
Coşkunca düşsem arzularımın yüreğine
Korkularımı erteleyebilsem bir anlığına
Hergün koskoca bir yaşam ertelenir oysa.

Sözcüklerin ucuna yüklüdür yaşam
Kendimin kendimle savaşı bu
Kendimle ertelenmiş sözcüklerimin savaşı
Korkularımızın esiri olmuşuz
Ertelenmiş bir yaşam var sırtımızda
Ertelemiş sevdalar yaşarız
Ertelenmiş dostluklar
Ertelenmiş kendini buluşlar.

En çokta yüreğimizdeki parıltıları erteleriz.
Oysa sevmek, daha kolay gözükür korkmaktan.
Sevsek hesapsızca,
Aşık olsak ertelemeden yüreğimizdekileri.
Sözcükler aksa billur bir su gibi
Ertelemesek yaşamımızı.

Belki olacak ertelemesiz yaşayışlar
Bir umut ışığı yanar yürekte
Umudu erteleriz bu sefer
Umudu erteleriz bir sonraki güne.
Ertelenmiş bir umudun sırtına yüklemişiz korkularımızı
Ertelenmiş sözcüklere saklamışız yüreğimizi
Ertelenmiş bir varoluş yaşarız.

Alıntıdır

askımdın sen

Cuma, Haziran 22nd, 2012

askımdın sen benim
göz bebeğimdin
sana verdiğim değeri hic bir zaman bilmedin
seni ölesiye sevdim

askımdın sen benim
canımı bile verirddim senin icin
ama sen ne yaptın terk ettin gittin
askımdın sen benim

simdi ne oldu askımıza
ellerin oldun gittin
bir kalemde sildin
askımdın sen benim

simdi ellerin oldun
git artık bir daha sakın geri dönme
git uzaklaragözüme görünme
askımdın sen benim

ama artık ask yok
sevgide yok bende
ben artık bir tasım ruhsuz sevgisiz
lanet olsun böyle aska
:f109 :

Seni seviyorum

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Ne güzel şey seni seviyorum demek
Sevdiğini söyleyebilmek ne güzel
Her baharda gece gündüz her saniye
Seni seviyorum
Seni seviyorum
Seviyorum seni diyebilmek ne güzel

Bir kere sevdaya tutulmayagör
Ateşlere yandığının resmidir
Aşık dediğin mecnun misali kör
Ne bilsin alemde ne mevsimidir

Çünküsü yok nedeni yok sevmenin
Zamanı hiç yok, dakikalar zaman üstü
Utangaç bir gecenin kucağında
Yağmurlar vuruyor pencereme
Aşkın vuruyor kalbimin kıyılarına
Gecenin bu çıldırtan yalnızlığında
Aşkın ayak seslerinin duyuyorum yüreğimde
Ve hasretin içimde
Seni seviyorum

Sesinin duymak istiyorum uyumadan önce
Sabahlara kadar konuşmak
Hiç kapatmamak telefonu
Aynı düşlere uyumak sonra
Ve uyanmak aynı güneşe

Bir kere sevdaya tutulmayagör
Ateşlere yandığının resmidir
Aşık dediğin mecnun misali kör
Ne bilsin alemde ne mevsimidir
Daha bir güzelleştim son günlerde
Gözlerimin içi parlıyor
Kabıma sığdıramıyorum aşkı
Gülmek geliyor içimden
Sokaklarda koşar adım yürümek
Tanıdık tanımadık herkese selam vermek
Merhaba ülkemin güzel insanları
Hepinize hepinize merhaba
Sizi de seviyorum

Yağmuru, denizi, kokusunu toprağın
Gökmavisinde güvercinleri, martıları
Dağ eteklerinde gelincikleri seviyorum ateş kırmızısı
Bindallılarıyla köy kızlarını
Ve elleri hamur kokan anaları
Hepsini sende seviyorum
Seni seviyorum

Bir kenara mahsun çekilen içim
Yemeden içmeden kesilen içim
Sensiz/yarsız uykuyu haram bilen için
Ayrılık ölümün diğer ismidir

Senin sevdiğin gibi topluyorum saçlarımı
Siyah kazağımı daha çok yakıştırıyorum kendime
Ve daha çok seviyorum limonlu çayı
Senin sevdiğin herşeyi seviyorum

Türkülerini memleketinin
Feneri ve kara kartalı senin için
Davamızı ve şiiri sende seviyorum
Seni seviyorum

İyi ki doğdun
İyi ki varsın
Doğum günün kutlu olsun
Seni çok seviyorum
Seni çok seviyorum

Yaşamaksa seni sevmek
Ben hiç ölmedim
Seni seviyorum


Şebnem Kısaparmak

Güvercinim

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Güvercinim gözlerimi uzaklara dikip de
yalnızlığıma ağlarken
martıların asaletini keşfettim dedim
yanımdan kaçıp gittin
sen bir güvercin olabilirsin
ama kıskanma martıları
dost olmayı bil
senden üstün olanlarla.
sonra benim gibi yapayalnız kalma
ağlama sende uzayıp giden bu yollara bakarken,
kapın çalmazken
yolunu gözlediğim var da
yolumu gözleyen niye yok diye ağlama
sen dost olmayı bil

Aşkın Acı Hali

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Aşkın Acı HALİ

Tam göğsünün ortasında bir yerin acıyacak…
Evinin, seni içine sığdıramayacak kadar dar olduğunu fark edeceksin…
Sokağa fırlayacaksın…
Sokaklar da dar gelecek…
Tıpkı vücudunun yüreğine dar geldiği gibi…
Ne denizin mavisi açacak içini, ne pırıl pırıl gökyüzü…
Kendini taşıyamayacak kadar çok büyüyecek, bir yandan da kaybolacak kadar küçüleceksin…
Birileri sana bir şeyler anlatacak durmadan…
“Önemli olan sağlık.”
“Yaşamak güzel.”
“Boş ver, her şey unutulur.”
Sen hiçbirini duymayacaksın…

Gözyaşlarından etrafı göremez hale geleceksin…
Ondan, ölmesini isteyecek kadar nefret edecek, az sonra kollarında ölmek
isteyecek kadar çok seveceksin…
Hep ondan bahsetmek isteyeceksin…
“ölüme çare bulundu” ya da “yarın kıyamet kopacakmış” deseler başını
kaldırıp “ne dedin?” diye sormayacaksın…

Yalnız kalmak isteyeceksin…
Hem de kalabalıkların arasında kaybolmak…
İkisi de yetmeyecek…
Geçmişi düşüneceksin…
Neredeyse dakika dakika…
Ama kötüleri atlayarak…
Onunla geçtiğin yerlerden geçmek isteyeceksin…
Gittiğin yerlere gitmek…
Bu sana hiç iyi gelmeyecek…
Ama bile bile yapacaksın…
Biri sana içindeki acıyı söküp atabileceğini söylese, kaçacaksın…
Aslında kurtulmak istediğin halde, o acıyı yaşamak için direneceksin…
Hayatının geri kalanını onu düşünerek geçirmek isteyeceksin…
Aksini iddia edenlerden nefret edeceksin…
Herkesi ona benzetip…
Kimseyi onun yerine koyamayacaksın…
Hiç bir şey oyalamayacak seni…
İlaçlara sığınacaksın…
Birkaç saat kafanı bulandıran ama asla onu unutturmayan…

Sadece bir müddet buzlu camın arkasından seyrettiren…
Bütün şarkılar sizin için yazılmış gibi gelecek…
Boğazın düğümlenecek, dinleyemeyeceksin…
Uyumak zor, uyanmak kolay olacak…
Sabahı iple çekeceksin…
Bazen de “hiç güneş doğmasa” diyeceksin…
Ne geceler rahatlatacak seni ne gündüzler…
Ölmeyi isteyip, ölemeyeceksin…
Belki çivi çiviyi söker diye can havliyle önüne çıkana sarılmak isteyeceksin…
nafile…

Düşüncesi bile tahammül edilmez gelecek…
Rüyalar göreceksin, gerçek olmasını istediğin…
Her sıçrayarak uyandığında onun adını söylediğini fark edeceksin… Telefonun çalmasını bekleyeceksin…
Aramayacağını bile bile…
Her çaldığında yüreğin ağzına gelecek…
Ağlamaklı konuşacaksın arayanlarla…
Yüreğin burkulacak…
Canın yanacak…
Bir daha sevmemeye yemin edeceksin…
Hayata dair hiçbir şey yapmak gelmeyecek içinden…
Onun sesini bir kez daha duymak için yanıp tutuşacaksın…
Defalarca aradığı günlerin kıymetini bilmediğin için kendinden nefretedeceksin…
Yaşadığın şehri terk etmek isteyeceksin…
Onunla hiçbir anının olmadığı bir yerlere gidip yerleşmek…
Ama bir umut…
Onunla bir gün bir yerde karşılaşma umudu…
Bu umut seni gitmekten alıkoyacak…
Gel gitler içinde yaşayacaksın…
Buna yaşamak denirse…
Razı mısın bütün bunlara…?
Hazır mısın sonunda ölüp ölüp dirilmeye…?
O halde aşık olabilirsin

Ask ıkı kısılıktır

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Aşk iki kişiliktir

Değişir rüzgarın yönü
Solar ansızın yapraklar;
Şaşırır yolunu denizde gemi
Boşuna bir liman arar;
Gülüşü bir yabancının
Çalmıştır senden sevdiğini;
İçinde biriken zehir
Sadece kendini öldürecektir;
Ölümdür yaşanan tek başına
Aşk iki kişiliktir.

Bir anı bile kalmamıştır
Geceler boyu sevişmelerden;
Binlerce yıl uzaklardadır
Binlerce kez dokunduğun ten;
Yazabileceğin şiirler
Çoktan yazılıp bitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.

Avutamaz olur artık
Seni bildiğin şarkılar;
Boşanır keder zincirlerinden
Sular tersin tersin akar;
Bir hançer gibi çeksen de sevgini
Onu ancak öldürmeye yarar:
Uçarı kuşu sevdanın
Alıp başını gitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.

Yitik bir ezgisin sadece,
Tüketilmiş ve düşmüş, gözden.
Düşlerinde bir çocuk hıçkırır
Gece camlara sürtünürken;
Çünkü hiç bir kelebek
Tek başına yaşayamaz sevdasını,
Severken hiçbir böcek
Hiç bir kuş yalnız değildir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.

Ataol Behramoğlu

aşk külü

Cuma, Haziran 22nd, 2012

~~AŞK KÜLÜ~~

aşk bu kolaymı geldiği gibi gidermi sanıyorsun bir başladımı kalbine işler
dantel gibi nakış nakış sökemesin söktüğün zaman için acır öyle acır ki ölmek
istersin aşk bu kolaymı geldiği gibi gidermi sanıyorsun o ayrılık ölümden beter
o öyle bir duygudur ki yüreğini yakar öyle bir yakarki söndüremesin söndürsen
bile
külü kalır o kül bile yüreğini tekrar yakar ve yüreğin
yangın yeri olur gider
o öyle bir duygudur ki içini dalgalı fırtınayı bir deniz
haline kalbini ise başından karı eksik olmayan
ağrı dağı haline getirir aşk bu kolaymı geldiği gibi gidermi sanıyorsun
geldiğinde bahar gelir yüreğine çiçekler açtırır ruhunda gittiğinde günlünde
sonbahar rüzgarları estirir döker açtırdığı çiçekleri yaprakları savurur her bir
yana her düktüğü çiçekle yapraklar içinde bir şeyler alır götürür ve buda sana
dayanılması zor acılar yaşatır aşk bu kolaymı geldiği gibi gidermi sanıyorsun

Sevgililer Gününüz Kutlu Olsun

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Sevgililer Gününüz Kutlu Olsun

Gönülden sevene günler bitermi,
Kutlu olsun Sevgililer gününüz
Sevip sevilene, bir gün yetermi,
Kutlu olsun sevgililer gününüz.

En güzel hediye seviyorum demek,
Sevgi yollarında harcanan emek.
Gönülden gönüle sevgiyi vermek
Kutlu olsun sevgililer gününüz.

Sevgisizde insan yaşamaz idi,
Mecnun Leylasına koşamaz idi.
Ferhatda dağları aşamaz idi,
Kutlu osun sevgililer gününüz.

Sevene sevgili candan yar ise,
Her sevene bir sevgili var ise.
Seven, sevilende bahtiyar ise
Kutlu olsun sevgililer gününüz.

Özdemir de sevdi, sevecek daha,
Sevgiyle coşarak kalkalım şaha.
Dünyada sevgiye biçilmez paha,
Kutlu olsun sevgililer gününüz.

Alıntıdır

Tüm sevenlerin, seviyorum, seviliyorum diyenlerin ; 14 Şubat Sevgililer Gününü kutluyor, sevgi dolu günler diliyorum.

aşk mı buyur

Cuma, Haziran 22nd, 2012

bari bir acı olarak kal içimde

Madem ki birtanem değilsin
Bari bir acı olarak kal içimde
Ona da razıyım ben

Ölene dek çekerim
Sanma bir gün nefret ederim
Aksine seni öyle de severim
Sırf seni hissetmek için

Ister baş ağrısı ol
Ister kalp ağrısı ol
Istersen de ölümcül bir hastalık ol
Hiç yakamı bırakma
Ama yeter ki bir şekilde içimde ol

Belki çok inlerim
Dayanamaz hale gelirim
Belki de güzel bir şarkı der
Ölene dek dinlerim
Sanma bir iki satırı silerim
Ne varsa içime çekerim
Hemde bir nefes misali

Sana söz veriyorum
Hayat içime siner
Zaten gerçek aşık
Kendini böyle ifade eder

BİTANEM

birtanem sabahı bekledim saatlerce
ama ya sonra
sen yoksun ya şimdi
korktum belki sabah olmaz diye
olsa da sen yoksun diye…

Sevdam İstanbul, kırık hayallerin şehri…
Uzaklara prangasın…
Masum çocuğun hüzünleri sarar yoksan beni…
Yakacağım…
Yoksun sen…
Geçtiğin her yeri…
Huzun ve sevda

Şimdi bir gündönümündeyiz artık
Ve elveda demenin zamanıdır hüzne
Çok zor bir aşk aratıyorsun,
Gözlerine her bakışımda beni ağlatıyorsun. Ben tayfun
Birtanem bu aşkı benim bedenimde parçalıyorsun.

Acımıyorsun söylerken,
Ama sana şunu belirteyim hayatım:
Ben aşkı seninle yüceltip,seninle alçattım.
Kahpe dünyamda,bana gerçeğinde oyun olduğunu anlattın.KN

En tatlı rüyalarımdan birini görüyorum;
Sıcak bir kumsalda,
Ay ve yıldızlar şahidimdirki ben seni çok SEVİYORUM

Tutsak Yüreğim

Cuma, Haziran 22nd, 2012
Tutsak bu yürek seninle dolu
Sevgisiz öksüz bir çocuğun gözyaşı gibi
Çaresiz sensiz ama benimle
Ben sen olmuşum ben sendeyim
Yokluğunda var olmak zormuş sebebim
Sensiz bir çocuk gibi ağlar gözlerim
Çaresiz ayıplardan gel kurtar beni
Kaybolmuş kayıplarda tutsak yüreğim

Yanlızlığın Adresi

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Yanlızlığın Adresi

Gözlerine yüreğimi astım dün gece
Kirpiğinden sevgi damlıyordu karanlığıma
Süzülüyordu saçlarından hayat
Bir Peri gibi gülümsüyordu Dudakların al al…

Teninde gördüm ayrılığı
Utandım yaşamışlığımdan, kocamışlığımdan
Utandım senden sonra yaşıyacaklarımdan.

Bir Yıldız kadar yorgundum ve Rüzgar kadar yanlız
Istesen kalırdım,yanardım, yakardım, tenini tuz gibi.
Yanardım istesen sönerdim Islaklığınla…
Sense ayrılığı sevdin benden ziyade…
Oysa ki sen degil miydin çölümde çiçek açtıran
Sen değil miydin dilimi dolandıran.

Ah yanlızlığımın heyulası, madem bitecek içimdeki bu nefes
Soluk soluğa sana vermeliyim..

Zaten ben ne zaman Süt içmeye kalksam
Hep üstüme dökerim,
Anamdan emdiğimi burnumdan getirir Hayat..
Ne zaman bir yudum şarap içsem zehirlenirim
Ve zaman sevsem birini Dağılırım ipi kopmuş tesbih gibi….

Gözlerimi Yüreğine astım dün gece
Sormadım kendime son isteğimi
Sormadım ayrılık yangınlarının küllerini
Kim süpürecek diye,
Yanlızlığın dar ağacıydı Kirpiklerin
Yağlı bir ilmek gibi gecirdiğim,sesindi, kokundu, rengindi

Duasız bir ayindi sesizliğin
Sesizliğinden anladim ayrılığı
İstesen silerdin şulesiz bir fenerin izini siler gibi
Silerdin istersen Öperdin, anlıma vuran Kara yellerin izini
Sense ayrılığı sevdin benden ziyade
Ve umutlarım karanlığında söndü

Bir Yıldız kadar yorgundum ve rüzgar kadar yanlız.
Hasret bir Pencereydi tamamlanmış yanlızlığıma
Sınırını çizemediğim,ayrılık Ülkesiydi
Şimdi bir lokmadır yasamak,demir bir yumruk gibi boğazıma takılan
Ve yitik bir yüreğin gözlerinde,iki damladır var olmak.

Ey yanlızlığın Heyulası, madem bitecek içimdeki bu nefes
Soluk soluğa sana vermeliyim, sana vermeliyim…

Mehmet Tokat

Beyaz gülüm

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Gülüm
Sevgimiz yalan mıydı
Tepedeki büyük çınarın altından
En az senin kadar güzel İstanbul’u seyredişimiz
Yalan mıydı?
Gülüm söyle yalan mıydı?
Gören gözlerim kör olsaydı
Sardığım belin başkasınca sarıldığını

Gülüm… Beyaz gülüm
Elimde ki sana aldığım gülün
Hikayesi gerçek oldu
Off..off..
Sevenim ya dikeni bak canımı yaktı
O yuvamız olacak diye tutuğumuz
İki oda evin duvarlarını artık sen değil
Bir resmin bir de hayalin süslüyor

Gülüm… Beyaz gülüm
Canımı yaktın can dediğim
Ben sana bakarken bile kıyamazken
Canımı yaktın can dediğim

Gitme gülüm… Beyaz gülüm
Solarsın yaban ellerde
Bilmezsin rüzgarına dayanamazsın
Okşadığın saçlarımı yoldur durma
Bırak artık gözlerim ağlama
Beyaz gülüm artık yabancı kollarda

Ona ilk gülüm dediğim gün
Yağmur sevgimiz sularken
Sokağın başında okuldan çıkışını beklediğim gün
Ceketimin arasına hani delikanlıyız ya
Onun için sakladığım gülüm

Utangaç bakışlarla ona
Gülüm bu senin için beyaz gülüm dediğim gün
Artık mazide kaldı gönlüm
Artık benimde bi hazin hikayem var
Terk edilmişler kervanında
Hikakye yi başlatan bir beyaz gül
Solduranda beyaz gülüm
Gitme gülüm…Gitme
Solarsın rüzgarına dayanamazsın
Solarsın beyaz gülüm </div>

Yıkıldım

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Duyguların galerisinde
Vitrinleri seyrederdim zaman zaman.
Eskilerden bir sevda arardım
Saf duru yalansız…
Dolanır dururdum kendi kendime.
Benim gibi binlerce insanla
Dolup taşardı oralar…
Devir eski devir değil artık.
Bir gülüşle kanın kaynadığı günler geride kalmış.
Ekmek para su para yaşamak para…
İnsanların kuruş kuruş satıldığı bir dönemde
Yaşanacak aşkı aramak
Biraz hayalcilik oluyor galiba.
Çok zaman oldu uğramamıştım.
Yıkıldım…!
Duyguların galerisinde
Aşkı bile satışa koymuşlar.
Üstelik İndirimli…!

Alıntı.

Seni Beklerim

Cuma, Haziran 22nd, 2012

Seni Beklerim

Tesadüf ya, yıllardan sonra seni tekrardan gördüm
Geçen gün, geçen zaman seni ne çok değiştirmiş
Elin elini tutmuş bir de erkek çocuk gördüm
Demek ki son aşkın şirin bir meyvesini vermiş

Otuz metre ileriden aheslice yürüdünüz
Bir an dayanamayıp, koşup gelmek istedim
Lakin, siz ne benim karım, ne de çocuğumdunuz
Ve herşeyden habersiz yürüdünüz sakin sakin

Çocuğun da sana benziyor, senin kadar güzel
Saçları siyah, yanağı al…Burnu sen değilsin
Görmedim ama, belki de babasına çekmiş
Bırak şimdi babasını ..Sen, hala çok güzelsin

Hani bizim de böyle çocuğumuz olacaktı
Hani kaşları saçları sana, burnu da bana
Hani gözü sana, eli bana benzeyecekti
Hani, elinden tutup gezdirecektik parkları

Böyle olmadı bir tanem, böyle olmamalıydı
Yine geldiğim gibi, geri gitmek zorundayım
Sen ellerin olmuşsun, benim umudum kalmadı
Gitmeliyim bir tanem, burada kalmamalıyım

Sen unut beni, unut aramızda geçenleri
Beni nasıl da seviyordun, öyle sev onları
Kocanı sev, çocuğunu sev, koy kenara beni
Ben unutmalıyım, unutmalıyım buraları

Yalnız! ..Belki bir gün, ölüm haberimi duyarsan
Mezarıma beklerim, unutma seni beklerim
Gül gibi yanaklarını toprağıma koyarsan
Mezarda bile onu gözyaşlarımla beslerim

Bu adam neyin oluyordu diye sorarlarsa
Sevdalımdı de, ben aşağıda seni dinlerim
O’nu bu kadar da çok mu seviyordun derlerse
Sevdamla öldürecek kadar demeni beklerim

Alıntıdır